Cyberpunk 2077 oyunun çıkarılacağı duyurulduğundan beri bu tarza yönelik insanların ilgisi arttı doğal olarak ve oyundan önce bu tarza giriş yapmak için bazı materyalleri tüketmek istiyorlar. Ben de hafif bu tarza giriş anlamında biraz bilgi vererek ve bu tarzda en sevdiğim yapım olan Ghost in the Shell ile ilgili bir yazı yazmak istedim.

Cyberpunk 2077

Öncelikle Cyberpunk tarzı yeni bir oluşum değil bunun çok örneğini 1980’lere kadar bulmanız mümkün. İlk büyük dönüm noktasını ise Philip K. Dick’in 1968 yılında “Android’ler Elektrikli Koyun Düşler Mi?” adlı romanıyla gerçekleştiriliyor. Bu romanı çok düşük de olsa duymamış olabilirsiniz ama 1982 yılındaki uyarlaması olan Bladerunner filmini biliyorsunuzdur. Yine Philip’ten “Neucromancer” ve “Mono Lisa Overdrive” gibi kitaplarıyla Matrix serisine de ilham olmuştur.

Akira

Cyber kelimesi aslı cybernetics olan ve terimin yaratıcısı Norbert Wiener tarafından tanımlandığı gibi, hayvanda ve makinede kontrol ve iletişimi inceleyen bir bilimdir. Punk ise kelimenin içerisinde anarşistliğe, otoriteye karşılığı betimlemektedir. Bu ikisi birleştiğinde ise makineler aracılığı ile anarşiyi konu alan bir tanım olabilir. Cyberpunk teknolojisi, organ nakli için insan embriyoları yetiştirebiliyor, insanlar gibi düşünen makineler ve hatta bunlardan daha ileri makineleri yaratan bir evrendir. Teknoloji insan benliğini ileri düzeyde kaplamıştır ve yüksek teknoloji ile düşük yaşamın bir birleşimidir. Geleceğin bu dünyasında şehirler, yalnızca güçlülerin hayatta kaldığı bir ortam halindedir. Cyberpunk bu karamsarlık içindeki çeşitli suçlara bulaşmış alt veya üst tabakadaki insanlara odaklanıyor. Sisteme karşı olan bu özgürlük sevdasındaki savaşın hikayesini yasa dışı dünyaya evirirken genellikle bir ahlaki belirsizlikte tutuyor. Sistemin de ona karşı gelenin de iyi veya kahraman olmadığı tarzdır.

Westworld Sezon 3

Bu tarz başlangıç adımlarını batıda atmış olsa bile Japonya’dan da tonla eser elimize geliyor. Akira, Alita: Battle Angel, Cowboy Bebop ve de en önemlisi Ghost in the Shell ile beraber cyberpunk ortamıyla aşılanmış bir manga ve anime dalgası oluştu. Film ve dizi anlamında başka örnekler kısmında şunları sayabiliriz: Altered Carbon, Westworld’ün özellikle 3. sezonu, Robocop, Total Recall, Brazil ve 12 Monkeys örnek gösterilebilir.

Ghost in the Shell (1995) İncelemesi

2029 yılında yarı insan, yarı makine, yarı bilgisayar olan cyborgların olduğu evrende geçiyor yukarıda da tanımladığımız gibi. Baş karakter Binbaşı Motoko Kusanagi, istihbarat operasyonu yürüten bir cyborgtur. Başlıca karakterler ve diğer karakterler şekil değiştirebilir, görünmez hale gelebilir ve başkalarının zihnine dalabilir. Japonya dış işleri bakanlığının Proje 2501 kod adında bir ileri seviye bir ajan oluşturmuştur. Ama sonrasında bu ajan daha da bilinç elde etmiş ve bu sanal net ortamından kurtularak yeni bir bedene geçmek istemektedir. Bu yolda önüne çıkan tüm engelleri aşmaya başlayınca bir sorun olarak karar verilir ve durdurulması lazımdır. Puppet Master yani Kukla Oynatıcısı ismini de kendisin verir. Bu sıkıntıya dur diyebilmesi için Binbaşı Motogo Kusanagi göreve verilir. Bunlar oluyorken Binbaşı da kendini sorguladığı, varoluşunu, insanlığını tanımlama yolunda olmaya başlamıştır. Ruh ve gerçekliği ikisi de sorgulamaktadır. Birçok diyalog ile bize bunu etkili şekilde sunmasının yanında filmin ilk dakikasından beri çeşitli görüntülerle de bunu hissettiriyor. Bir takım aksiyonlardan sonra filmin sonunda Kukla Ustası ile Kusanagi’nin hasar almış halde birleşmesinin başladığı sahne geliyor. Yazılımsal bir birleşim olsa bile Kusanagi’nin bedeninde olur bunlar. Bu birleşim sonrasında aldığı saldırı sonrası ne kadar yarıda kalmış olsa da Kusanagi başka bir bedene aktarıldığında bu işlem tamamlanmış olur. Bu yeni bedenin genç bir okula giden kız bedeni olması da doğumu simgelediği söylenmektedir. Bu birliktelikle yeni bir yaşam formu ortaya çıkmıştır.

Felsefik anlamda sorgulamanın yerinde olduğu ve bunların asla cevabının verilmediği tamamen izleyiciyi düşünmeye yönelten ve bu tarz yapay zeka filmlerine ve özellikle Matrix’in oluşmasına etkili olmuş bir anime filmdir. Matrix izlerken aşırı klasik geldiğinden ötürü sıkıldığımı bilirim ama bu öyle gelmemektedir. Yerinde keyifle izlediğim bu türde hoşuma en çok gitmiş yapımdır.

One thought on “Cyberpunk Tarza Bir Giriş ve Ghost in the Shell (1995) İnceleme

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s