Ivan’s Childhood (1962) İnceleme

Tarkovski‘nin savaşı işlediği ama hiçbir çatışma sahnesinin olmadan çekmeyi başardığı, savaşın insan üzerindeki psikolojik etkisine odaklanan bir filmidir. Ivan adındaki çocukla savaşın içindeki acıyı ve ölümü hissediyorsunuz. Tüm ailesini savaşta kaybetmiş olan bu çocuğun içinde tek Alman’lara karşı bir nefret kalmıştır. Askerleri ailesi olarak görmektedir ve savaşta zorlu görevler üstlenmektedir. Bu görevleri askerler pek tasvip etmese bile Ivan kararlıdır. Bu filmde gerçekleri göstermek istemesinden dolayı savaş kısımlarında falan metaforlar ve benzetmeler yoktur. Metaforlar genelde rüyaların içerisine konulmuştur ve bunlar dini anlatımlardır. Kelebek, kuyu, elma her biri ayrı ayrı yaratılışı yani Adem ile Havva’nın hikayelerini kapsar. Rüyalardan çıktığımızda ise karşımızda metaforlardan uzak salt gerçeklik vardır.

Filmde yönetmenin birçok imzasını rahatça görürüz. Bunlardan yağmur, rüya, yansımalar en önemlileridir. Ortamla birlikte bunların da etkileyiciliği artar. Rüyaların katmanları çok güzeldir, geçmişin ve anının aktarımı yerindedir. Bunların dışında filmin en ikonik sahnesi olan öpüşme anı bizi bir anlığına savaştan uzaklaştırıp saf duygularımızı hatırlamamıza sebep olur. Bunların yanında savaşının bitip neşeli müzikler çalarken etrafta hala yıkımı ve ölümleri göstermesi gerçekliğinden uzaklaşmadığını yine gösterir. Bir çok ölü insan binaların arasında en son Ivan’ın da öldüğünü görürüz. Hayatın bir çocuğu adam yaptığı bu filmin unutulmaz anıdır.