Ingmar Bergman imzalı Wild Strawberries filmi yine kendimizi bir takım empatilerin içerisinde bulduğumuz bir filmdir. Bu film bana çok etkisi altına almış değildir ama yine de önemli filmlerdendir. Film bir profesörün yalnız kalma nedenini zaman algımızı oynayarak ortaya koyuyor. Bu profesör yani Isak Borg, insanları eleştiren kendisi bayağı üstte gören biriydi. Gördüğü rüyayla karakterin zihninin içerisine giriyoruz. Kaybolmuş gibi hareket halindedir ve saate baktığında da akrep ile yelkovanın da olmayışı zamanda da kaybolduğunu işaret eder. At arabasının yoldan çıkıp içindeki tabuttan da kendi yüzünü görmesi kendisi ile yüzleşmesini anlatıyor. Uyandıktan sonra hazırlanıp geliniyle eski yazlığa gittiğinde geçmişi hatırlamaya başlıyor. O zaman hayatında yaptığı davranışlarla kibri ile karşılaşıyor. Onun dışında pek çok hayal ve anısına kibrini, bencilliğini hissediyor. Film aynı zamanda da tanrı ve din üzerinde de görüşlerini ortaya koyuyor. Bu konuda da pek çok tartışma ve gönderme mevcut. Dinin insanlardaki bir ölüm korkusunu dindirme yöntemi ve onlar için uğraş olduğunu gösteriyor. Tüm bunlardan sonra karakterimiz bir şeylerin farkına varıyor ve pişmanlık duyuyor.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s