Adını hüznün renginden alan ve bir kaza sonucu eşini ve çocuğunu kaybeden kadının yaşadığı hüznü aktaran harika bir üçlemenin ilk filmidir.

Yaşadıkları araba kazası sonrasında Julie, geçmişini unutmaya ve hayatını değiştirmeye çalışmaktadır. Eski hayatına ait her şeyi ne kadar geride bırakmaya çalışsa da bir türlü eski hep karşısına çıkmaktadır. Filmde Julie’nin yaşayacağı psikolojik evre hayatın gerçekçiliği ile yansıtılmıştır.

İzlerken sürekli karşımıza çıkan mavi rengi hüznü simgelediği gibi özgürlüğü de simgelemektedir. Filmde kullanılan diğer renklerin solukluğu mavi ile birleştiğinde Julie’nin özgürlüğünü buram buram hissetmiş oluyoruz. Renklerin önemi olduğu kadar müziğin konumu da çok önemli bir yerdedir. Yanılmıyorsam yönetmen, filme sadece müzik eklemediklerini filmi müziğe göre çektiklerinden bahsediyordu. Filmde genel anlamda yaşanılan bütün duygular seyirciye çok rahat hissettirebilmiş ve empati olgusunu bizlere çok iyi aktarabilmiştir. Film, seyirciyi Julie’nin durumuna koymayı başarmış gerçeklikte ve güzellikte bir yapımdır. Çekimde bir çok anlara anlam yüklememiz mümkündür, hiçbir sahne öylesine boş sahneler değildir. Julie’nin yaşadığını hissetmek adına fiziksel aktivitelere başvurması ve daha sonra aradığını bulamayıp farklı aktivitelere yönelmesi hayatını değiştirme çabalarını bize göstermektedir. Örneğin yeni bir hayata başlangıç adına yaşadığı yeri değiştirmesi sonrası Julie’nin havuzda yüzdüğü sahneler kimisi için yeniden doğumu anlatır. Çünkü Julie’nin suya dalması ana rahmini temsil etmektedir ve ana rahmi kimine göre insanın kendisini en güvenli gördüğü yerdir. Bu suya dalışlar, güvende olma, yeni bir başlangıç hissiyatı sonrasında Julie’nin ciddi anlamda hayatını yeniden düzene kurmasını izleriz. Örneğin kahve fincanı dopdolu iken şekerle ucuna daldırması, şekeri içine bırakmasıyla kahvenin taşması bize çok şey anlatmaktadır. Hayatta her zaman tutunacak bir şeylerin olması Julie’de de harekete geçme adımına sebebiyet vermiştir. Filmi film yapan anlam dolu sahnelerle birlikte müzikle olan uyum, seyirciye verilen kadının hayatını yaşıyormuş hissiyatı, mavinin ahengi ile canlı bir başlayış, sakin bir ilerleyiş ve müthiş bir özgürleşme adımıyla ulaşılan son.

One thought on “Three Colors: Blue (1995) İnceleme

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s