Serinin mavi renginden sonra sırada beyaz rengimiz var. Beyaz rengimizdeki anlam ise eşitliktir. Three Colors: Blue filminde Julie’nin bir tane mahkeme salonuna girmeye çalıştığını ama kapısından hemen dışarı edildiğini görmüştük. O an bazılarımız merak etmiştir ne vardı acaba orada diye. Bu film de tam oradan başlıyor diyebiliriz. Polonyalı göçmen olan Karol’un eşi Dominique ile boşanma davası dönmektedir o an. Filmde Julie’nin salona girmeye çalıştığı açıkça gösterilir ama bunu bu kadar belli yapmasına gerek yoktu bence. Belki arkada blurda kalmış gibi detaylandırabilirdi ama yönetmen böyle göstermeyi tercih etmiş. Bunu yapması kötü bir hamle değil aksine herkesin anlamasını sağlamış.

Fransa’da olduklarından ve Karol’ün yabancı olması ve dili tam iyi bilmemesi üzerine Dominique ayrılırken sahip olduğu tüm fırsatlarını kullanmaya çalışıyor. Ayrılık sebepleri ise adamın kadınla evlendikten sonra birlikte olmamasıdır. Karol’ü valizi ile dışarda kalırken para çekmek için bankaya gittiğinde hesabın kapatıldığını öğrenir. Parasız bir şekilde dışarda geceyi bitirmeyi planlarken aklına berber dükkanlarının anahtarlarının olduğu aklına gelir. Geceyi dükkanda geçirdikten sonra Dominique ile barışmaya çalışmış olsa da yapamazlar. Kadın adamla sevişmek istemesine rağmen adamdan buna karşılık tepki gelmeyince Dominique dükkanı yakmaya başlar ve polise şikayete edeceğini bunun da sorumlusunun Karol olduğunu söyleyeceğini anlatır. Kısacası kadın aşırı derecede kötü davranan birisidir ve çok fazla sinirimi bozmuştur. Adam ise saflığı ile ayrı sinirimi bozmuştur. Neyse bir takım maceraların ardından Polonya’ya evine döner. Karol, orada hızlı para kazanma yollarını arar ve birilerini bir nevi kandırarak zengin olur. Her geçen gün zenginliğini büyütmüştür. Ama hala Dominique’i düşünmektedir ve tüm malının Dominique’e kalması yönünde bir vasiyet yazar. Sonrasında onu Fransa’dan kurtaran adamın yardımları ile kendisine fake pasaport yaptırır. Hemen ertesinde öldüğünün haberini yayar. Dominique o kadar fazla paranın kendisine vasiyet konulduğunu duyunca hemen gelmiştir. Cenazesini uzaktan izleyen Karol, Dominique’in ağladığını görür ve onun otel odasına girer. Çıplak bir şekilde onu bekler (aşırı ürkünç bir plan). Tabii Dominique şaşırır eder ama en sonunda geceyi geçirirler. Sabaha Karol otelden ayrılır ve ardından odaya polisler girer. Dominique’e bu kadar fazla vasiyet kalması ve Karol’ün öldüğü gün Polonya’da olmasından dolayı şüphelendiklerini söylerler. Karol aslında kadına oyun oynamıştır. Karol’ün zengin olmada amacının zaten para olmadığı anlaşılır. Yine eski Polonya’daki hayatına dönmüştür. Sadece istediği kendisinin de yaşadığı durumları Dominique’e yaşatmaktır. Fakat Dominique’i sevdiğini hapishanesine gidip gizlice gözlemlemesinden anlarız. Bu kadar saf bir adamın böyle bir plan kurup işlemesi biraz değişik geldi.

Senaryo olarak bana saçma gelen bir yapısı vardı. Karakter psikolojisine ilk filmdeki gibi giremeyiz, zaten film de bunu amaçlamamaktadır. Eşitlik tanımını aktarmak istediğinden Dominique ile Karol arasındaki bu denge sistemine yoğunlaşmıştır. Karol’ün intikam alması tamamen eşitliği sağlamak adına yapılmaktadır. Kendi hissettiği durumu Dominique’in de hissetmesini ister. Ama eşitlik yine eşitlik şeklinde değildir. Yine güce sahip olanın güçsüzü ezdiği bir tablo vardır. Yönetmen de bunun mümkün olmayacağını böyle göstermek istemiştir.

Three Colors: Blue’da nasıl mavi renk ön planda ise bu filmde de beyaz ön plandadır. Karol ve Dominique’in evliliği ve Dominique’e benzeyen heykel haricinde beyazın tonunu pek yakalayamayız. Yönetmen de bunu bilerek ve isteyerek yapmıştır. Beyaz daha çok Karol’ün düşsel anlarında karşımızdadır. Bunun yanında beyaz namına kar sahnelerine de önem vermiştir ama onlar bile saf temiz kar değillerdir aksine hepsi kirlidir. Bu tarz beyaz seçimi ile bu film, ilk filmdeki gibi görsel anlamda da psikolojimize dokunmaz veya büyük anlamları yüklediğimiz bir film değildir. Bu yüzden bu yazımda hikaye odaklı kalmaya çalıştım. Bana göre daha zayıf bir filmdir ama serinin lazım olan bir parçasıdır.

One thought on “Three Colors: White (1994) İnceleme

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s