Tarkovski’nin bu filmi de yine ilginç konulara değindiği gibi görüntü anlamında kendinden bolca etkileri gördüğümüz eseridir. Benzer materyaller ve çekim tarzı ile bambaşka olaylara girse bile yine benzer hisler alırız. Bu filmde deli diye gösterilen bir adam var ve bana kalırsa en deli olmayan kişidir. Diğer insanların hal ve tavırları daha toksik yansıtıldığını düşünüyorum. Deli diye düşündükleri insan ise kendi çapında inançları olan ve sadece değişik bir ruh halinde olan birisidir.

“Bir damla bir damla daha, büyük bir damla yapar. İki değil.” Bu sözü ile filmde ne kadar güzel derin bir anlama sokuyor. Bu sözü herhangi bir konu ile ilişkilendirin ama bana kalırsa insanın ruh hali ve duygularından çok uzak konuları birleştiremeyecektir. Tarkovski’nin bu filminde de tam net bir alt metin vermediğini söyler. Tamamen izlerken nasıl olduğunuza bağlı olarak değişik gelebilecek bir sözdür. Bu söz daha çok Tanrıyla bütün olmayla alakalı bir duruma atfedildiğinden dolayı Tanrı’ya olan bakış açınıza göre değişebilecektir.

Onun dışında delinin eğer yanan bir mumla havuzu geçmeya çalışırsa dünyayı kurtaracağına inandığı sahne çok fazla anlam doludur. En çok Stalker filmine benzer bir teması vardı. Adamın anlam yüklediği ufacık şey ile büyük bir değişim beklemesi göze çarpan özellikte bir temadır. Stalkerda insanların ulaşmaya çalıştığı bir mekan iken bu filmde bir eylemle bir şeylere kavuşmak isterler.

Zaman geçişleri ile yaptığı görüntü oyunları ile deli ile şair arasında gidip gelen bir havası vardı. Bu da aslında şairin başta olmak üzere bizim içimizde de bir delinin zaman zaman uğradığını hissettirdi. Görüntü anlamında yaptığı bu mükemmelliğini çok beğendim. Filmlerinde olan o rüyasal kısımların daha ilerisinde bir iş çıkmış gibi geldi.

Sanat anlamında zaten ne kadar zirve olduğunu biliyoruz Tarkovski’nin çünkü yine karşımızda bir şiir veya roman gibi bir filmi var. Tarkovski filmlerini izledikten sonra sinemanın kadar güçlü bir elde sanata dönüştüğünü fark ediyorum. Her sahnesi fotoğraf, her diyalogu şiirsel, her karakteri dolu dolu filmler.

Bu arada filmin ismi Nostalghia’dır ama Tarkovski: “Nostalji yetersiz bir çeviridir çünkü sadece dış dünyaya, birleştirilemez olana ait bir özlem değil, aynı zamanda ait olunan bir iç dünyaya dair özlemdir söz konusu olan.” şeklinde bir açıklama yapmış. İnsanın doldurmaya çalıştığı ruhunun lazım olduğu şeyi ne güzel de belirtmiş. Filmin en temiz açıklaması bu olabilir belki de.

One thought on “1+1=1 – Nostalghia (1983) İnceleme

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s