Nosferatu: eine Symphonie des Grauens (1922) İnceleme

Malumunuz Cadılar Bayramındayız ve ben de konsepte uygun olsun diye bir korku filmi izlemem gerektiğini düşünüp Nosferatu’yu seçtim. Tarihinden de anlayacağınız gibi sinemanın ilk filmleri arasındadır. Sessiz film tarzında olmasına rağmen izlemesi o kadar da yormuyordu. Vampir hikayeleri popüler kültürde bolca anılır ve bu film ile ilk defa bu hikayeleri sinemaya taşımıştır. Dracula kitabının uyarlaması halinde çekilen film, gerekli telif hakkını alamadığından dolayı ismini Nosferatu olarak değiştirildi. Her ne kadar hikayede ve isimde belli noktalar değiştirilse bile Dracula’nın yazarının eşi filmi dava etti. Davanın kaybedilmesi ardında gösterimi duran filmin kopyaları da imha edilmeye başlandı ve neredeyse yok olma eşiğine geldi. Ama bu sürecin sonunda korku sinemasının öncü filmlerinden olmayı başardı. Her ne kadar şuan izlediğimiz de korku yerine eğlenceli bir film gibi geliyor olsa bile üzerinden geçen zamanı unutmamız gerekir.

Kitaptan belli kısımları esinlenmiş olsa bile yönetmenin sinemaya sunduğu vampir, kitaptaki asil tipinden uzaktadır. Şekilsiz kambur vücudu, kel kafası ve sivri dişlerinin üzerine aksak yürüyüşlü ve daha ürkünç diyebileceğimiz bir karakter oluşturdu.

Nosferatu’nun bir başka güzel kısmı ise sessiz bir edebiyat gibi olmasıdır. Karakterin bulduğu Nosferatu kitabı ile önce bizi olacaklarla bilgilendirirken sonrasında olayları yansıtır. Sessiz bir film olması gereği diyaloglar da yazı halinde ekrana gösterilir. Önceden gördüğümüz bir şeyi akabinde izliyor oluşumuz olayı görsel anlamda sunumuna olan merakımızı tetiklemektedir. Bir de vampirlerin de doğalında sessiz bir yaratık olması filme uyan ve gerilimi bir tık etkileyen yapıdadır.

Filmin bir de sunduğu ortam çok gerçekçi olması ötürü ve ışık ve gölgenin de buralara yansımasıyla ekrana daha iyi hava yaratmasına da etkili oluyor. Bu gölge oyunlarının en iyi tarafını Nosferatu’nun uzun pençe gibi elleri ile avına yaklaşmasında gözlemliyoruz. Bu gibi sahneler ile sinemada önemli bir bakış açısı kattığı da kesindir.

Şöyle bakınca üzerinden 100 yıl geçmiş ama hala kendisini izlettiren ve konuşturan hali ile ne kadar önemli bir eser olduğu ortada. Yine eski olmasından dolayı birçok insana hitap etmeyecektir diye düşünüyorum ama eğer vampir türü filmlere bir tutkunuz var ise ve izlemediyseniz izlemenizde fayda var.