Terry Gilliams’ın yönettiği ve mizah karışımlı distopik bir dünya sunan hoş bir filmidir. Filmin bazı noktaları ile George Orwell’ın 1984 romanına benzediği aşikardır ama romandaki gibi sosyalist bir sistem yerine kapitalist bir sistemi ele almıştır. Film her ne kadar teknoloji ile iç içe bir dünya sunsa bile daha nostaljik etkenler ile arada bir kontrast da oluşturur. “20. yüzyılda bir yer” yazısının ekrana gösterilmesi ile de zaten o zaman dilimindeki dün, bugün ve yarını zihnimizde bütünleştiriyor.

Film ne kadar mizah katarak bu kötü sisteme yaklaşsa bile sistemin güzel olduğunu savunmuyor. Aksine bu mizah onu normal algımızdan uzaklaştıran yapısı ile güçlü gelmektedir. Film, bu distopyayı gerçekçi ele almış olsaydı bu kadar sanat değeri olur muydu emin değilim. “Ağlanacak halimize gülüyoruz” dedirtmesi sayesinde olayı altta alta düşündürmesi güzel yapan kısmıdır aslında.

Filmde birçok kez terörist saldırısı da olmaktadır ama bu işleri yapanları asla görmemekteyiz. Mesela restoran bomba saldırısı ile patlıyor ama hala yemeklerini yemeye devam ediliyor. Böyle bir durum o kadar ciddiye alınmıyormuş gibi gözüküyor ve bu yüzden terörist olgusunun da sistemin uydurduğu korku mekanizması olarak düşünülüyor. Böyle detayları ile aşırı beğendiğim bir film.

Bu kısım spoilerlıdır. Filmin sonunun da mutlu bitecek gibi bitmemesi ve düşsel bir kurgusu olması ile de kendi türüne çok yakışan bir tercih yapmıştır. Tüm kötülüklerini gizleyen bir yapının en sonunda da bu güzelliği yine hayalde bırakması çok yerindedir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s