Lola Rennt/Run Lola Run (1998) İnceleme

Bir arkadaşımın önerisi ile birlikte izlediğimiz bir filmdi. Ben o kadar beğenmeme rağmen onun çok hoşuna gitmişti. Hakkında yazı yazıp yazmama arasında gidip gelirken yine de bahsetmem gerektiğini düşündüm. Berlin sokaklarında koşturmacanın bitmediği aksiyonu yüksek ama bir taraftan da ufak seçimlerimizle kaderimizin ne kadar değişik yönlere gidebileceğini gösteren bir filmdi.

Manni adındaki karakterimize 100.000 Mark değerinde para gereklidir yoksa başı çetelerle derde girecektir. Sevgilisi Lola ile telefonda bunu konuştuktan sonra Lola aksiyona geçiyor ve sahip olmadığı 100.000 markı 20 dakika gibi bir sürede bulup ulaştırmaya çalışıyor. Film bu olayı 3 farklı senaryo ekseninde olabilecekleri farklı farklı işliyor. Her birinde ölümle sonuçlansa bile bir bilgisayar oyunu edasında Lola yeniden göreve başlıyor. Ufak karar farklarımız ile tüm olayın ne kadar da farklı yöne gidebileceğini göstermesi güzeldir. Bazı kısımlarını ve sonunu daha farklı çekselerdi çok sevdiğim bir senaryosu vardı diyecektim ama olmadı. Ben beğenmedim sadece yoksa sevebilecek insanlar vardır.

Filmin güzel kısımları olarak yolda gördüğümüz random insanların hayatını hızlı fotoğraflarla bize yansıtmasını söyleyebilirim. Bunların dışında renk kullanımı ve şehir sokaklarında o koşturmaca sekansları güzel. Lola’da kırmızı renk ön planda iken Manni’de sarı ön plandadır. Kırmızı aşkı, tutkuyu ve özellikle tehlikeyi simgelerken sarı ise umudu ve merakı simgelemektedir. Bir de kameranın dönüp televizyonun içerisine girip çizgi film tarzında bazı sahneleri göstermesini de çok sevmiştim.

Pek spoiler vermek istemediğimden dolayı detaylı yazamayacağım ama senaryodaki bazı kısımları hiç beğenmemiştim. Biraz daha gerçeğe yakın kısımlar olabilirdi ve aslında daha farklı tepkiler ve sonuçlar beklemiştim. Bu tip yerlere bakıp kötü bir film olduğunu söylemek doğru olmaz. Bazı insanlar için eminim ki çok hoşuna gidecektir kısımlardır. Tüm bunların dışında sadece Berlin’de koşturup durmak bile güzeldir.