Az Övdüm, Çok Sövdüm – Cyberpunk 2077 İnceleme

Bu yılın en çok beklenen oyunu Cyberpunk 2077‘nin ana hikayesini bitirip birkaç yan görev sonrası incelememi yazma zamanı geldi diye düşündüm. Öncelikle bu oyunun origini aynı isimli masa üstü rol yapma oyununa dayanıyor. Mike Pondsmith‘in birçok kitap ve filmden ilham alarak oluşturduğu bu evren yani cyberpunk, kültürü çok sevdiğim ve içerisinde bulunmak istediğim bir yerdi. Önceki yazılarımda da bu tarzdaki filmleri incelemiştim ve incelemeye de devam edeceğim. Bu tür aslında belli bir grup insan tarafından aşırı beğenilen bir tür olmasına rağmen bu çıkmış olan bilgisayar oyunu ile herkes için bir heyecan olmuştu. Witcher serilerini yaptıktan sonra oyuncular arasında hatırı büyük bir firma olan CD Project Red, bu oyunla yine bir devrim yapacağı düşünülüyordu.

Öncelikle çıkacak oyunun RPG yönünün aşırı ağır bastığı yönünde bildiriyorlardı ve bu konuda aşırı mutluydum. Ama çıkan oyunla o kısmın belli açılardan doğru olmadığını gördüm ve biraz üzüldüm. Oyun çıkmadan önce mesela test eden bir adamın açıklaması ile “175 saat oynadım ve hala bitmedi” gibi açıklamalar ve çeviri ekiplerinin oyundaki diyalogların bulduğundu masa kadar kağıtları internette görünce baya çeşitli, detaylı bir oynanışa gireceğiz diye düşündüm. Oyunda 3 farklı geçmiş ile başlayabiliyorsun ve çeşitli özelliklerini ona göre geliştirebileceğimizi gördüm. Tam bir rol yapma oyunundan beklenen şeyler bunlardı. Kendimi çok gazlamadan yine de biraz merakla oyunu bekledim. Oyuna girdiğimde Corpo (Şirketçi) geçmişi seçtim. Şirketlerin işleyişini ve para babalarının dümenleri ile içli dışlı olacağım bir ortamda başlamak istedim. Ama oyun beni 30 dk içinde oradan koparıp sokaklara düşürdü. Şirket geçmişimi pek detaylı yaşayamamıştım. Bu baya kötüydü ama neyse oyunun içinde bu geçmişim etkili olur diye bekledim. Konuşmalar arasında bazı insanlarla konuşurken böyle bir konuşma seçeneğin oluyor ama olaya etkisi neredeyse sıfır. Bir de bunun dışında konuşmalarda asla seçimlerinin bir öneminin olmaması beni aşırı hayal kırıklığına uğrattı. Seçenekler genelde “A) Evet B) Evet kesinlikle C) Corpo tarzla Evet” şeklinde hep aynı yere giden seçeneklerdi. Bunlardan başka bir iki yerde “Hayır” da diyebiliyordun ama sonrasında olay yine “Evet” demişe bağlanıyordu. Seçimler konusunda kendini yaşadığın bir dünya olmadığını fark etmek çok fena etti. Bethesda oyunlarından alıştığım çeşitlilik asla yoktu. Kendimizi değil V karakterini canlandırıyorduk aslında. Biraz bu konuda böyle beklentiniz varsa ondan uzaklaşın yoksa fena halde hayal kırıklığına düşüyorsunuz. Ama V’yi canlandırmak asla kötü değil sadece böyle olmadığını bilmeniz lazım. Hikaye yoksa fena değil idare eder kalitede.

Bunun üzerine özgür hissetmediğim bir konu da kendi karakterini tasarlama konusunda oldu. Tamam ilk oyuna başlarken bireyin tırnağından özel organına kadar her yeri özelleştirebiliyorsun. Bu kısımda hiç bir sıkıntı yok ama oyundayken bir dükkana gidip bunları değiştirememek nasıl bir mantıksızlık anlamıyorum. Gelecekteyiz ve bu evrende bu işler normal bir şey herkes gidip koluna bacağına neler neler takabiliyor. Sıkılınca ben de yapabiliyor olmalıydım bunları. Bu dünyanın en kolay ve elzem şeyi bence. Yani bunun yapılmış örnekleri var. Kaç yıl öncesinin “Mor GTA” diye adlandırdığımız Saint Row serisinde gidiyordun estetikçiye organını bile boyutlandırıyordun. Hani yapılmış örneği olmasa ve evrene uyumsuz bir özellik olsa bu kadar takmazdım ama tam olması gerektiği yer maalesef. Tamam hadi bunu koyamadınız yetişmedi falan filan sonra şunu da diyor insan bari güzel kıyafet falan bulayım. Onlar da anlamsız derecede az ve sıkıcı olduğunu gördüm. Dünyada bin tane farklı NPC var, hepsinin değişik değişik giysileri var ama hani bize nerede? Onun için diyorum ki keşke kapakta görülen karakteri direkt canlandırsaydık. Kadın veya erkek diye seçerdin düz ilerlerdin bu yüzden gereksiz bir karakter bağı kurma ihtiyacı oluşmazdı.

Konuşmalar, hikaye ve karakter senin kontrolünde olmasa bile yetenek ağacı ve mekanlara ilerleyiş tamamen sizin elinizde. Bu konuda çok detaylı işçilik çıkardıkları ortada. Oynanış tarzı olarak herkesten farklı çözümler bulmanız ve eğlenmeniz mümkün. Mesela soğukkanlılık özelliğinizi boostlarsanız gizli ilerlemeniz ve biraz hitman veya assassin tarzında oynanışa sahip olabilirsiniz. Ya da birçok silah arasında sevdiğinizi geliştirip pata küte ateş ede ede ilerlemek keyifli olacaktır. Oyunda silahlar çok çeşitli ve hepsinin ayrı bir tarzı var. Katana kullanmak hele bana göre en zevklisi. İyi gelişim yaparsanız bir samurai misali boss dövmeniz mümkün. O kadar çok çeşit var ki hepsini örnek vermem mümkün değil. Yetenek ağaç kısmı kısaca çok güzel.

Hideo Kojima detayı

Tüm bunların dışında oyundaki en büyük başka sorun ise yapay zekanın aşırı kötü olması. Bu kadar kötü yapay zeka en son Far Cry 5‘te görmüştüm ve o zaman bile hadi bunlar tarikat falan beyinleri yıkanmış ondan mal gibiler deyip göz yumuyordum. Bu oyunda hiç elle tutulur iyi bir yanları yok. Dibimde dururken mal gibi sağa sola dönüyor veya bir anda oturuyor falan. Bazen cidden iyi beni sıkıştırıyorlar ama genelde mala bağlayıp ne yaptıkları belli olmayan saçmalıklar yapıyorlardı. Oynanış kısmında dövüşlere girmekten baya soğutmuştu beni.

Oyun Night City adındaki devasa detayların bulunduğu bir şehirde geçiyor. Oyuna ilk adımı attığımda içimde sonunda bir “Bladerunner” filminin içindeyim resmen dedirtecek şekilde mutlu etti. Şehrin tasarımı ve doluluğu çok güzel ve her yerinde ufak güzel detaylarla karşılaşmak mümkün. Kalabalık şehir, göğe kadar uzanan binalar, uçan araçlar ve ışıklar o hissiyatı çok güzel destekliyor. Şehrin her yerinde bir yaşanmışlık olduğunu çeşitli olaylar ve NPC’lerle gösteriyor. Olaylar anlamında bir suç anına denk gelebilirsin veya bir soygunla karşılaşabilirsin veya olmuş bitmiş ve polis inceleme ekiplerinin bulunduğu suç bölgeleri oyuna güzel detaylar katıyor. Ama NPC’ler genellikle sabit bir şekilde konumlanmış ve etkileşimi az olan canlılar. O canlılık hissiyatı barındırdığı çeşitlilik ile ilk başta güzel dursa da bir süre sonra pek bir numarası yokmuş gibi geliyor. Biraz muhabbet etmeye bir iki diyalog fena olmazdı gibime geliyor. Diyalog kısmı zaten oyunun hikayesinde etkili değilken bu kısımda da olmaması şaşırtmadı ama yine çok üzdü. Mesela gitar çalan insanlar var ve onları dinlemek çok güzel ama “Hey dostum! Ne güzel çaldın ha” diyememek baya kötü. Böyle güzel ortamda etkileşime girememek biraz yapay kalmasına neden oldu ama bu benim kişisel isteğim gereği beklediğim bir şeydi herkes umursamayabilir işin sonunda.

Hikaye en başta dediğim gibi eğer seçimlerimizin çok mühim olduğu bir konumda olsaydı tadından yenmez bir şey olurdu ama onun dışında fena değil. Sadece son kısımda yapılan seçimler biraz etkili gibi ama full linear bir halde ilerliyor. Yaratılan karakterlerin hikayeleri ve geçmişleri çok güzel. Her birini tanımak ve onlarla bir takım işler yapmak hoştu. Ama biraz zayıf bulduğum bir konu da Arasaka şirketinin temelde tek problem olması çok zayıf duruyor gibiydi. Eğer çeşitliliği burada da sağlayıp iki üç şirketin de birbirleri arasındaki savaşını daha detaylı görmek hoş olurdu. Fallout oyunlarındaki gibi tarafını seçeceğin ve farklı sonuçların olduğu bir tasarım olabilirdi ve hatta genel cyberpunk tarzının temel konularından olan kapitalizm eleştirisine de böylelikle daha etkileyici girilebilirlerdi. Yarısında çok bunalıp bu ne böyle dememe rağmen eksikleri göz ardı edersek keyifli gelebilir çoğu insan için. Bende oluşan bu bunalımı 30-40 saat Assassin’s Creed oynadıktan sonra gelen bunalımla eş değer görebilirsiniz. Ama işin kötü yanı oyundaki 15. saatimde olmasıydı. Ana hikaye dışında yan görevler çok çeşitli ve fazlalar. O kısımda da baya vakit öldürebilirsiniz. Ama işte tekrar tekrar oynatacak bir oyun değil, bir kere oynadın mı tamam bitti diyorsun.

Herkesin dilinde olan ve büyük bir sorun olarak bakılan performans ve bug meselesinden de bahsedeyim. Ben PC’de o kadar da yeni olmayan bir sistemle oynadım. Ufak bir iki görsel hata haricinde bir sıkıntı yaşamadım. Görsel buglar zaten benim için hiç önemli bir sıkıntı değil. Oynanışa büyük etki vermediği sürece umursamam ve bende oyunumu rahatsız edecek hiçbir şey olmadı. Performans olarak da yüksek ayarlarda pek bir FPS düşümü yaşamadan oynadım. Konsol tarafında ama büyük sorunların olduğu, iadelerin falan da dert olduğu baya haber döndü. Konsollarda durum vahim iken PC’de genel anlamda kimsede bir sıkıntı duymadım diyebilirim. Biraz daha toparlanıp düzenlenmesi lazım şeyler olduğu için yavaş yavaş güncellemelerle hallolacaktırlar.

En kötü bug böyle

Genel bir toplu inceleme yapacak olursam artıları şöyle:

  • Şehir tasarımı çok iyi ve cyberpunk tarzına çok uygun gelişmiş bir dünyası var.
  • Karakter yeteneklerinin gelişim aşaması ve aksiyon oynanış detayları güzel.
  • Çok fazla görev var ve uzun bir serüven sunuyor.

Eksileri:

  • Hikayede çeşitlilik ve detayları yetersiz.
  • Bazı görev ve hikayenin bağlanış kısımları kötü veya aceleye getirilmiş gibi.
  • Karakter arka planı iyi anlatılamamış ve bu yönde kişisel yönelimlerin zayıflığı fazla.
  • Karakter customization yok diyecek kadar az ve kötü.
  • Düşman yapay zekası aşırı kötü.
  • Burada bugları da sayabiliriz ama bunlar zamanla toparlanacağından şimdilik önemsemeyebilirsiniz.

Son olarak bu oyunu bence şimdi almaktansa belli bir süre bekleyip ilk büyük indirimle alıp oynamanızı tavsiye edebilirim. Hem verdiğiniz paraya daha değer bir oyun olduğunu düşünürsünüz hem de ufak sıkıntıları o zamana hallederler ve size pürüzsüz bir oynayış sunulur. Ama unutmayın ki vaat edilenleri hiç verememiş bir oyundur.