Ugetsu (1953) İnceleme

Tam adı Ugetsu Monogatari yani türkçesi Yağmurdan Sonraki Soluk ve Gümüş Ayin Öyküleri olan ismi kadar büyüleyici bir filmi konuşacağız. Akinari Ueda’nın kısa öykülerinden oluşmuş bir senaryosu vardır. Japon korku filmi ögeleri bulunmasına rağmen çok yumuşak bir anlatımı olduğundan asla korku filmi gibi gelmemektedir. Aynı yıl çıkmış olan Akira Kurosawa’nın Rashomon filmi ile beraber dönemin en önemli Japon yapımı olarak görülür.

Çömlekçi Genjuro (Masayuki Mori) ve kardeşi çiftçi Tobei (Eitaro Ozawa) savaşın hararetlendiği bir dönemde hayatlarını idame etmektedir. Genjuro çömlek satışlarından para kazanmaya başlayınca işini daha da geliştirmek ister. Tobei’nin tek hedefi ise ünlü bir samuray olabilmektir. Eşleri ise sadece huzur içinde yaşamak isterler ama ne yaparlarsa yapsınlar kocalarının hırslarının önüne geçemezler. Filmin ilk dakikasından itibaren karakterlere karşı hemen bir bağ kurduğumu farkettim. Karakterlerin her hamlesinde başlarına bir şey mi gelecek diye hafif korkularla seyrettim. Filmin bir kısmından sonra zaten o hayaletli veya büyülü aurayı hemen hissediyorsunuz. Hikayeyi çok fazla anlatmak istemiyorum ama etkisinin her dakika kuvvetli olduğu bir senaryosu olduğunu söyleyebilirim.

Filmden aldığım en büyük mesaj nefsine yenik düşmeden, hırsına kapılmadan mutlu olduğun hayatının farkına varıp onu yaşamak üzerineydi. Hikayesi olsun, oyunculuklar olsun, görüntü geçişleri olsun pek çok şeyiyle hikayenin o duygusunu çok rahat ekrana kazandırmıştır. Gerçek bir hikaye mi izledim yoksa bir masal mıydı hala tam karar veremediğim bir tonda filmdi.

Filmin bir de en etkileyici kısmı kameranın çeşitli yerlerde kayarak yaptığı geçişler veya ortamı değiştiren hamleleri idi. Bu kadar eski bir filmde bu tekniğin bu kadar başarılı yapıldığını görmek beni şaşırttı doğrusu.