Agnes Varda bu film ile zaman algımızı insanın bireyselliğinde ve genelinde ele alır ve bunu kanser tehşis sonuçlarını bekleyen ünlü bir şarkıcı ekseninde gösterir. Paris’in sokaklarında Cleo’nun oradan buraya dertli bir şekilde bekleyiş ve yolculuğunun öyküsüdür.

Film çok etkileyici bir tarot okuma sekansı ile başlıyor. Cleo bir falcıdadır ve falcının ondan istediği şekilde kartlarını açmıştır. Görsel anlamda renkli olarak her kartın detayı ve yorumu çok etkileyici gösterilmiştir. Hayatı hakkında çoğu bilginin doğru yorumlanması sonrası Cleo en sonuncu kartının Ölüm kartı olması ile sonunu anlasa bile falcının bunu bir değişim olarak da yorumlanabileceği şeklinde onu yatıştırır. Sonrasında film siyah beyaz olur. Fal sekansının devamında el falına bakılmasını istese bile falcı eline baktığında gördüğü şeyden büyük şaşkınlıkla ben bunu bakmayı bilmiyorum diye geçiştirir. Tüm bunlar Cleo’nun sonunu iyice kavramasına neden olur. Paris’teki birçok mekan ve insanı ziyaret ettiği yer yer çeşitli duygular geçirdiği bir 2 saat yaşanır. Tüm bunlar gösterilirken kadrajda hep bir saat veya ayna görmemiz mümkündür. Zamanı ve kendi varlığımızı hatırlatan güzel detaylardır. Bunun dışında bu aktiviteleri yaparken bir başka etkileyici sahne ise şarkı söylediği kısımdır. Bu kadar içten ve güzel bir şey dinlemek yine bayağı hoştur. Tüm bunların sonunda rastgele bir şekilde tanıştığı adamla farklı bir insanı veya dünyayı tanımaya başlar. İkisi de birbirlerinde anlayabilecekleri duyguları oluşmaya başlar. Adam askerdir ve ölüme doğru yürüdüğünü bilir. Cleo da kanser ve ölüme yürüyen biri olduğundan bu yolculuklarını çok daha iyi anlayışla kavrarlar. Her ikisi de filmin sonunda kendilerine duydukları ölüm korkusunu aralarında değiştirerek başkası için duymaya başlarlar. Izdıraplarını paylaşmaları onları rahatlatır. Her ne kadar filmin sonunda ölümün onlara varıp varmadığı bilmesek de bu sevgi ve anlayış duygusu ile ölümün hiçbir önemi kalmaz.

Filmlerde genelde hareketler veya olaylar ön planda olur ve bunların etrafında karakteri ve ortamı tanırız. Bu filmde bunun tersine zamanın ön planda olduğu ve olayın ikinci bir katmana atıldığı bir durum var. Normalde böyle bir filmi izlemek zor gelir ama bu film bunu çok iyi ele aldığından sıkıcı gelmemektedir. Zaten filmin sonuna doğru geldiğimizde bu zaman olgusu iyice kırılır ve yine kendisini olaya ve eyleme bırakır. Çünkü artık mesele ölümü beklemek değil de insana duyulan değere dönüşmüştür.

One thought on “Cléo de 5 à 7 (1961) Spoilerlı İnceleme

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s