Nomadland (2020) İnceleme

Yılın dram filmlerinde zirveye oynayan bir isim Nomadland, insanı günlük hayatından alıp başka bir hayata en iyi aktarabilen bir film olarak yorumlayabilirim. Bir kadının Nomad olma yolunda yaşadıklarına odaklanan bir film. İçerisinde ekonomik zorluk ve çabaları da gösterse bile buradan bize bir duygusal bağ kurmuyor. Daha çok kadının hislerine, yaptıklarına ve karşısına çıkan durumlarla filmi tanımlıyor. Tüm bu ekonomik olaylara ve baş kaldırılara odaklanmamasına rağmen Nomad olmanın ne demek olduğunu belki de sadece kadının üzerinden daha iyi aktarmaktadır.

Kameramız hep Nomad kadınımız Fern’ün yanındadır. Genelde oluşan durumlarda onu çekse bile çevresini de göstermekden çekinmemekdir. Böylelikle öncelikle kadına sonrasında hemen yanında olanlara odaklandığımız bir durum oluşuyor. Fern’ün yolda olduğunu ve değişen çevresini de bu şekilde çok rahat gözlemliyoruz. Bu her zaman yolda olma durumumuza bir de kadının kaybettiği bir insana olan duygusu da yüklü haldedir. Her ne kadar yaptığı Nomad’lik tarzına uymayan bir bağlılık olsa bile filmde bu duygudan arınmanın veya alışılabilen bir hale gelmesini çok iyi anlatıyor. Hiçbir şekilde ajitasyonun yapılmadığı tamamen normal bie duygular gibi anlatılması asıl etkileyici yapan kısmıdır.

Filmin renk tonları çok yumuşak ve genelde soğuk bir renk paleti var. Bunlar o soğuk duyguyu görsel anlamda iyi bir şekilde canlandırmaktadır. Müziklerini de Ludovico Einaudi bestelemiş. Filmin ambiyansına girmemek için daha ne olsun?