Rick and Morty Sezon 5 Bölüm 1 İnceleme

Rick and Morty bile olsanız şakalarınızı tüketiyorsunuz demek. Bölüm senaryosu olarak hoş bir fikir ile gelmiş olsalar bile aralardaki şakalar ve karakterlerin hep aynı tavırları artık sıkıcı ve alışıldık geliyor. Bu bölümü çok beğenip hiç eğlenmemek de baya garip bir durum. Bu şakaların tükendiğini dördüncü sezondan beri kendisini ağır hissettiriyordu. Hatta bu yüzden yan projeleri Solar Opposite’i daha çok sevmeye başladığımdan bahsetmiştim. Bu sezona da zaten pek bir umutla başlamadım. Bölümün hikayesi yine dolu dolu zaman ve boyut oyunlu ve bol aksiyonluydu. Bu işi hala iyi yapabiliyor oldukları için mutluyum. Ama klasikleşmiş durum ve şakalarından umarım ilerleyen bölümlerinde kurtulmaya çalışırlar.

The Bad Batch Bölüm 7 & 8 İnceleme

Bu iki bölüm birbirinden hoş sürpriz ve olaylarla dolu bölümlerdi. Rex ve Cad Bane gibi isimleri gördük. Bunlardan önceki bölümlerde Martinez kız kardeşlerin Rex veya Ahsoka’ya bizimkileri söylediğini tahmin etmiştik zaten. Rex’i görmeyi biraz da olsa bekliyorduk. Ama Cad Bane işin asıl şaşırtan kısmı oldu. Cad Bane’i görmek hem sevindirdi hem endişelendirdi. Baya duygu karmaşalı bir bölümdü.

Yedinci bölümde dostlarımız kafalarının içindeki çipten kurtuldu. Bu işte Rex’in büyük yardımı var. Çip beyinlerindeyken baya gerilimli sahneler yaşandı. Sekizinci bölüm ile çipleri çıkardıkları hurdalıktaki savaş gemisine yerleri belli olduğundan imparatorluk askerleri geldi. Crosshair doğal olarak askerlerin başındaydı. Ondan gizlenmeye ve kurtulmaya çalıştıkları bie bölüm oldu. Geminin motorunda sıkışıp kalmaları baya hoşuma giden heyecanlı anlardan biriydi. Sonrasında kurtulduklarını düşündüğümüz sırada Cad Bane resmen Hunter ile bir western usulünde bir düelloya tutuştu. Böylelikle küçük kızımız Omega ele geçirilmiş oldu. Baya heyecanı ve meraklandırıcı bölümlerdi. Bakalım neler olacak

Hikayesel anlamda iyi oldukları gibi animasyon anlamında ve sinamatik anlamda da aşırı iyi bir dizi bu. Işık ve açıyı o kadar iyi ayarlayıp önümüze sunmuşlar ki nereye giderlerse gitsinler ayrı bir seyir keyfi veriyor. Hele sekizinci bölümün sonunda Hunter’ın bakış açısından hafif baygın gemiye bindirilmesi falan baya savaş oyunlarından sevdiğimiz bir çekim türü. Baya şüphelenerek başladığımız bu dizinin bu kadar iyi olması beni hep mutlu ediyor.