Solar Opposite 2. Sezon İnceleme

Yeni sezonun geldiğini duyar duymaz o heyecanla izlediğim ve gerçekten keyif aldığım bir sezondu. İlk sezonunu izlerken önceden de bahsettiğim o Rick and Morty için düşünülmüş ve rafa kaldırılmış fikirler bütününden baya uzaklaştıkları gördüm. Bu çok önemli ve güzel bir haber kendi omurgasında durmaya başlamış ve kendine has çizgileri çekmesi ile kendi özünü tam oluşturmuş diyebiliriz. İlk sezonun üzerine çıktığı gibi ilk sezonu da destekleyen ve gelişten bölümler sundu. Büyük heyecanla izlemeye başlamama rağmen beklentimin üzerine bile çıkabildiğini söyleyebilirim.

Öncelikle minik insanların hapseldiği duvarın devam hikayesini izlemek gerçekten yine çok keyifliydi. İlk sezondaki gibi bir heyecan ve merakı bu sezonda da oluşturdu. Yine yerinde ve harika finali ile çok iyi iş çıkardı.

Bunun dışında her bölümün kendine has hoş detayları vardı ama son bölüm ile hafif hüznü de içimize kattı. Bir acaba öyle kötü bir sonu mu olur ki düşündürse de hoş bir şekilde o kısmı da bağladılar beklendiği gibi.

Artık içerik ve dizi çöplüğü diyebileceğimiz bir devirde izlenmeye en layık diziler arasına emin adımlarla giren bir dizi. İlk sezonu izleyip cidden keyif aldıysanız bu sezon daha fazlasını alacağınız kesindir.

50m2 (2021 – ) İlk Sezon İnceleme

Türkiye’de yapımcıların televizyon dizilerinden uzaklaşıp Netflix gibi mecralarda işlerini sergilemeleri kendi içlerinde başarılı olsa da yine de pek çok klişeden kaçamıyorlar. Ailesini arayan ana karakter, mafyalar ve sıcak bir mahale ortamı kelimelerini sıralasam aklınızda bir tasvir oluşur sanırım. Klişe ve bildiğimiz şeyler var ama bu diziyi iyi yapan kısımları da yerine göre baya sağlam.

Öncelikle karakterler temadan dolayı ne kadar hep gördüğümüz tipler olsa bile canlandırılması ve oyunculuklarını gayet beğendim. Ana karakterin tarzı ve kişiliği oyuncuyla çok güzel bir hayat bulmuş. İzledikçe izlettiren bir aurası olduğu kesin. Dizideki pek çok açıdan en merkezde bulunması ve bunları bir bir ağaç dalı gibi açtığı haliyle dizi boyunca gelişimini izlemek güzeldi. Onun dışında yan karakterlerden Muhtar ve Turan’ı izlemeyi çok sevdim. İçerisinde ufak şaka ve mizahın tonunu en iyi yakalayan karakterler onlardı. Onun dışında alıştığımız bir Türk mahallesi yine bizlerleydi.

İyi yön olarak bir başka konudan bahsedeceğim ama bunun iyi mi kötü mü olduğu tam bilemedim. Senaryodaki detayların şans eseri yerini bulması cidden görüşüm konusunda bir ayrılığa düşürdü. Burada şöyle bir olay oldu ama nasıl olduysa şans eseri buna vesile oldu dediğimiz anlardan bahsediyorum. Dizinin normalde kalitesini düşürecek unsurlar olmasına rağmen geniş açıdan incelediğimizde asla gözümüze batmayan şeylerdi. Bu yüzden bunu iyi kısmı olarak nitelendireceğim sanırım.

Bir başka güzel kısmı ise senaryodaki ciddiyet ve mizah oranını güzel dengelemesidir. Leyla ile Mecnun’u izlememiş biri olarak benzer espri ve şaka temasının bulunduğunu duydum. Bu tarz ufak mizahların akabinde aksiyonu ve gerilimi artırıp ilerlemesi dengeyi tutturduğu gibi güzel bir iş çıkartmış.

Şimdi gelelim eksilerin olduğu kısıma ve bu konuda öncelikle senaryonun fi tarihinden beri ekranda gördüğümüz bir senaryo olmasına. Televizyonda kaç bin tane mafya dizisi var bilmiyorum ama olması gerektiğinden çok fazla olduğuna eminim. Bu dizi de direkt bu tarz temasıyla karşımıza geliyor. Gölge ismindeki adamın Servet denen mafya babası ile çalışırken hayatını ve ailesini etkilemiş bir takım bilgiler edinmesi sonucu bu ikili arasında oluşan düşmanlığa odaklanıyor diyebiliriz. İlk bölümü izlerken Netflix’e yapa yapa bu konuda bir dizi mi yaptınız cidden diye sitem etmiştim. Bir televizyon dizisinin sahip olduğu klişe temanın ötesinde pek çok klişeyi de beraberinde getiriyordu. Diyaloglar aşırı derecede gereksiz ve kötü yazılmıştı. Telefonda açık adres öldürme planı falan yapıyorlar. Gerçek hayatta olabiliritesi düşük ve resmen en arka koltuktaki seyirci de anlasın mantığında yazılmış konuşmalardı. Görsel anlamda rahat açıklayabileceğin bir konuyu sözel anlamda illa açıklamaya başlaması beni bir şeyi izlerken aşırı sıkar ve üzer. Ama izledikçe en yukarıda saydığım pek çok olumlu yanı ile bu klişeliği ve mantıksız diyalog yazımlarını biraz da olsa kompanze etmeyi başardığını düşünüyorum.

Bu dizinin konusu ve işleyişi her ne kadar bildiğimiz bir konu olsa bile genel mizah ve kendine has havası ile bir fark koymayı başarmışa benziyor. Diziye ismini de veren 50 metre karelik dükkanın geniş bir öneme sahip olması çok güzel bir bağlama yöntemi idi. Ama bu senaryo yapısında bu oranı bu mekanda tutturabilen bir dizinin ikinci sezonunun olmaması gerektiğini düşünüyorum. Her şey iyi de olsa kötü de olsa o son bölümde bitmeliydi. Çünkü aslında pek çok bağlantı ve son hali hazırda kurulmuş gibiydi. Tüm bunlara rağmen yine de klasik Türk dizisi mantığı muammada bırakan finali ile hadi bakalım ne görücez daha dedirtti.

Son olarak dizinin kötü bir dizi olduğunu savunmuyorum ama yaptığı bu klasik havası ile de çok yüksek puanı da alamıyor maalesef. Puan anlamında 7’den yüksek ama asla bir 8 olmayan bir sınır getirebilirim. Pek sanmıyorum ama eğer başarır da ikinci sezon klişelerinden fazlasıyla arınmış bir yapım olursa puanım ciddi anlamda yükselebilir. Şuanlık izlenebilir mi? Evet gayet izlenir.

Good Omens (2019) İnceleme

Daha önce neden izlememişim dediğim ve cidden keyif aldığım bir dizi olduğundan dolayı yazma kararı aldım. Neil Gaiman ve Terry Pratchett tarafından ortaklaşa yazılan bir kitaptan uyarlama olan ve Prime’da yayınlanan mini bir dizi.

Konusu aslında kıyamet gününün Hristiyan dini anlamında nasıl yorumlandığının absürt bir hikayesi diyebiliriz. Şeytanın yaratılması ve insanın dünyaya sürgün edilmesi ile başlayıp kıyametin kopacağı güne doğru hikayemiz ilerliyor. Bu hikaye melek Aziraphale ve şeytan Crowly (Crawly) ekseninde eğlenceli bir şekilde ele alınıyor. Kıyametin kopacağı kesindir Tanrı’nın bir emri şekilde görülmekte ve görevi olan herkesin işlerinin yapılması gerekmektedir. Kıyameti kopturacak olan deccalin ise belirlenmiş bir ailenin bebeği ile Crowly tarafından değiştirilip kontrol edilmesi gerekmektedir. Bu işin sonunda dünyanın yok olmasını pek istemiyor çünkü çok uzun zamandır orada yaşadığı ve oradaki şeylerden zevk aldığı için böyle düşünüyor. Ama yine se görevini cool bir şekilde yapıyor. Aynı şekilde Aziraphale de dünyada çok uzun zaman kaldığından benzer haldedir. İkisi aslında zıt varlıklar olmasına rağmen o kadar yıl beraberlikleri neticesinde bir dostluk denmese bile yakınlığın var olduğu da kesindir. Onun için bu ikisi deccalin dünyayı yoketmemesi ve onun normal bir çocuk gibi yetişmesi için bir iş birliğine girme kararı alırlar. Fakat deccal bebek değişimi sırasında başka bir ailenin de çocuğu o an olmasından dolayı planlanan ailenin elinde değildir. Bu ikisinin bu amaç uğrunda yaptıklarına ve başlarına gelenlere odaklandığı dizidir diyerek Spoilersız girişi böyle verebilirim.

Dizinin bu dini inanışı açıkları ve göz açan tarafları ile ele alması çok eğlencelidir. İçerisinde bulunan pek çok absürt gönderme ve komik olayların varlığı ile baya keyiflidir. Kitaptan uyarlama olduğundan bazı bölümler cidden kitap monotonluğunda ilerlese bile özellikle Crowly ve Aziraphale’i izlemek çok güzel. İki karakterin yapısı zaten şu dizide en mükemmel şey. Olayın ne kadar Tanrı tarafından planlanmış bir şey olsa bile onun ne kadar sessiz durduğu meleklerin ve şeytanların savaşında insanın harap olduğu gibi bir anlamı olması ile de beni çok etkiledi. Bu gibi pek çok detay ve o ikili bu diziyi izlemek için en büyük nedeniniz olabilir.

Euphoria Özel Bölüm 2 İnceleme

İlk özel bölümde Rue merkezli bir olaylara psikolojik konuşmalar gerçekleşmişti. Bu bölümde de Jules tarafından benzer bir şey izledik. Psikologla beraber hislerine ve olaylara bakışını uzun uzun dinledik. Dizide görmediğimiz tarafları ile bu karakteri de analiz etmek güzeldi. Görsel anlamda da hala mükemmel sonuçlar çıkaran bir dizi. Özellikle bölümün başında Jules’un göz bebeğinde bir flashback misali bir şey izlemek duruma uygundu. Her şeyi ile olduğu kadar sade ama etkili bir bölüm izlettirdiğini söyleyebilirim.

Fena Duygulandım – Mandalorian 2. Sezon Final İnceleme

Bu bölümün güzelliğini hala sindiremedim ama yazmazsam olmaz bir bölümdü. Son Star Wars filmleri yani Sequeller olarak adlandırılan 7, 8 ve 9’uncu Star Wars bölümlerinden sonra markanın öldüğünü düşündüğüm bir döneme girmiştim ve tam o zamanlar Mandalorian beni bulmuştu, beni geri bu sevdaya düşürmüştü. Bu bölüm sonrası bu sevdanın doruklarına ulaştığımı, fena şekilde duygulandığını söyleyebilirim. Sezon boyunca kendisini iyi geliştirdiği ve Ahsoka Tano olsun, Bo Katan olsun diğer serilerdeki önemli insanlarla bizi yeniden birleştirmişti. Mükemmelliğine mükemmellik olarak daha ne katabilir derken bu bölümü izledim.

Önceki bölümle gemi bilgilerine ulaşan Mando’muzun ilk durağı Bo Katan’lar oldu, onlarla anlaşıp Grogu’yu kurtarma yoluna giriştiler. Ekip sayısındaki büyük artış ile güzel bir ana gemiye giriş taktiği yaptılar. Heyecanı ilk dakikasından itibaren eksik etmeden ilerledi ve ana gemi içinde daha da arttı. Mando’muz, Grogu’ya yönelirken 4’lü kadın grubumuzun hedefinde Moff Gideon vardı. Her ikisinin de aksiyon sahneleri bence en iyisinin de en iyisiydi. Mando’muzun Dark Trooper ile bol gerilimli kavgası ve hepsini uzaya salışı çok güzeldi. Diğer ekip de Moff Gideon’un aslında bulunması gereken yerde olmaması onları biraz tedirgin etti. Moff Gideon aslında Grogu’nun yanındaydı ve Mando’muz ile beraber o beskar mızrağını edindiğinden beri merakla beklediğimiz dövüşleri başladı. Çekişmeli kavganın ardından Moff Gideon esir alındı ve Bo Katan’ların oraya götürüldü. Moff Gideon ama tam bir Sith veya karanlık insan karakterinde yazılmış metni ile işleri kızıştırmaya çalıştı. Mando’muzun Dark Saber’ı Bo Katan’a uzatmasına rağmen dövüşle kazanılması gerektiğini söyleyip ikili arasında bir gerilim yaratmaya çalıştı. Bu gerilim cidden çok iyi verildi ve bir an bir şeyler ters gidecek diye bekledim. Ama beklenin tersinde başka bir yerden problem vuku etti ve o da Mando’nun uzaya saldığı Dark Trooper‘ların gemiye uçarak geri gelmeleri idi. Kapıya kadar gelip yumruklamaya başlayan Trooper’lar baya bölümü gerdi gerdiler. Zaten bu kadar kolay yok olmaları pek de mantıklı gelmemişti. İşte ne olacak ne bitecek diye beklerken bir X-wing, ana gemiye doğru yaklaştı. İçerisinde kim olduğunu pek göremesek bile Jedi olduğu belliydi. Dark Trooper‘ları tek tek egale ettiğini izlemek çok güzeldi. İzlerken bir çoğumuzun tahmin ettiği o insan en sonunda karşımıza çıktı. Ve Luke Skywalker içeriye girdi. Normalde Luke Skywalker haricinde bir Jedi’ın Grogu’ya ulaşmasını istiyor ve tahmin ediyordum ama onu görmek bende acayip derecede duygulanmamı sağladı. Grogu ilk başta onunla gitmek istemese bile Mando’nun onu ikna etmesi ile olaya biraz daha sıcak bakmaya başladı. Grogu, Mando’nun elinde iken kaskını çıkarıp onu görmek istedi bir de müzik çok duygusal ilerliyor iyice gözlerimden yaşlar geldi. Mando’muzun yüzünü açması ile bambaşka bir duyguya daha da yelken açtım. Sonrasında onu ikna edip yere koyup gitmesini beklerken R2-D2 içeri girdiği an ben daha da coştum bu bölüme. Luke Skywalker, Grogu’yu eline alıp giderken o ayrılığı izlemek çok farklı duygulara soktu. Nasıl anlatsam bilemiyorum. Çok güzel sahnelerin olduğu her türlü yerden beni etkileyen bir bölümdü.

Luke Skywalker’ı görmek beni her ne kadar mutlu etse bile bunu aslında hiç istemiyordum çünkü ilk defa asıl filmlerden uzak ama o evrende ufak bir hikaye anlatan kendi haliyle güzel bir dizi olarak görüyordum. Bunu kırmaları ve büyük bir kararla Luke’u göstermeleri cidden şaşırdığım bir şeydi ama bunun ilerleyen sezonda daha farklı ele almaya devam etmelerini hala istiyorum. Her şeye rağmen Luke’u görmek aşırı hoştu tabii.

Yeni sezonda neler olur ne biter hiç bilmiyorum. Bu Dark Saber işi nasıl olacak nasıl bir anlaşmaya varacaklar merak ediyorum. Kask takma geleneğini bile zamanla tarafların feshetmesiyle beraber buna da göz yummaları gerekli olur gibi geliyor. Moff Gideon’a ne olacak o da ayrı bir merak konusu. Her zaman tutsak kalmayıp bir yolunu bulup kaçıp yine ekibe musallat olacak bir kötü sonuçta. Bunun haricinde Ahsoka’yı gördüğümüz bölümle General Thrawn ismini işitmiştik bu yüzden onu görür müyüz ya da o mu kurtulmasına destek olur bilmiyorum. Ama Ahsoka ve Thrawn’ı da göreceğimi umuyorum. Boba Fett’in de ayrı bir dizisi geleceğini duyurdular bölümün bitişi ile onlardan ayrılıp onun maceralarını da ayrı bir dizi kapsamında izleyeceğiz. Bu da çok güzel bir haber. Ve en önemlisi Grogu’nun eğitimi ve sonraki yaşantısı hakkında neler olacak bunlar hep bilinmezlik içerisinde. Ben hala Grogu’nun kötü tarafa kaymaya müsait bir konumda olduğunu düşünüyorum. Anakin’in annesine olan sevgisi ve ondan ayrılması sonucu her şeyini kaybedeceğinden korktuğu için böyle bir yola girmişti. Bu dizide de Grogu ile Mando arasında çok büyük bir sevgi ve bağ kurdular. Bu bağ Jedi eğitimleri için çok riskli bir konumda olduğu aşikar. Bunun yanında bu bölümde Moff Gideon’un, Grogu için “Güce denge getirebilecek kadar güçlü.” ithamı ile yine Anakin tarzı bir hikayeye zemin hazırlıyor gibi geldiler. Neyse yazdıkça bitmiyor bunlar, beklemekten başka yapacağımız bir şey yok.

May the Force be with you

Euphoria Special Episode İnceleme

İlk sezondan beri bayağı merakla beklediğim bir diziydi. En son Rue ve Jules’un tren garında birbirlerinden ayrıldıklarını görmüştük ve bu bölüm ile Rue ekseninde neler olup bittiğini konuştuğumuz bir bölümdü. Tamamı neredeyse konuşma ile geçmesi görmeyi hakettiğimiz bir derinliğe kavuşturdu ve bunun olmasını çok istiyordum. Bölüm boyu pancake yedikleri restoranda Ali ve Rue her konu üzerinden psikolojik olarak rahatlatan ve üzen noktalara bol bol değindiler.

Bölümün başında Rue ve Jules’un ne kadar hoş bir hayatı olmuş gibi göstererek başlasa bile bunun bir hayal olduğu çok barizdi. Uyuşturucuyu restoran tuvaletinde aldıktan sonra Ali’nin yanına geçip önce saçma sapan bahanelerle uyuşturucuya dönmenin ne kadar iyi olabileceğinden bahseden Rue sonrasında Ali’nin durumu asıl gerçekliği ile yüzüne sermesi ve bir büyük olarak çeşitli konulara girmesiyle Rue asıl kötü halini görmeye başlıyor.

Bölüm full konuşma ile geçse bile bir iki nefes alma noktası ile sıkılmıyoruz. Bunlardan biri Ali’nin sigara içmek için dışarı çıkması ile gerçekten büyük bir oksijen alıyoruz. Bu sırada da Rue’nun bir müzik açıp düşüncelere daldığı anları izlemek psikolojiyi çok iyi ele almıştır.

Sezon başlamadan önce böyle özel bir bölümle olayın alt yapısını biraz oturtmaları çok yerinde bir karar olmuş. Dizi boyunca o kadar farklı insanlar ve hayatlar da bulunuyor ki Rue’nun bu psikolojisi çok iyi işlenemeyebilirdi. Onun bu konuşmalı bölüm hem karakter anlamında bir şeyleri oturturken hem izleyiciye de duyguyu iyi aşılamıştır.

Şu çekim bana alttaki tabloyu anımsattı.
Edward Hopper, Nighthawks

Mandalorian 2. Sezon 7. Bölüm İnceleme

Bu haftaki bölümün ismi “The Believer” idi ve aynı isminde olduğu gibi bize Grogu’yu bulma yolunda bir inanç verdi. Mando’nun Grogu’ya duyduğu sevgi ve onun için ne denli fedakarlık yapabileceğini izlediğimiz bir bölümdü.

Önceki bölümde hapishaneden yanına aldığı adamla Moff Gideon’un gemisinin yerini tespit etmeyi planlıyorlardı. O tutsak zaten ilk sezonda bir bölümde gördüğümü hatırlıyordum ama bu bölümün başında iyice emin oldurttular. Mandalorian’ın en sevdiğim yanı da önce gereksiz gibi göründüğü bölümlerin sonradan içini doldurabilmesi ve Star Wars için bir katman oluşturabilmesidir. Neyse ekip toplanıp en yakındaki bir İmparatorluk bilgisayarından bilgileri elde etmeyi planlıyorlar ve onun için bir gezegendeki üste girme planı yapıyorlar. Ridonium taşıyan kamyonlardaki askerlerin yerini alıp içeri girmeyi hedefliyorlar. Kıyafet değiştirdiği için tutsak adam Mando ile bol bol kafalığını çıkarması ile ilgili muhabbetlere giriyor. O muhabbetlerden çok rahat anlaşılıyor ki bölümün bir yerinde Mando’muzun yüzü yeniden gözükecek. Neyse yolda ilerlerken bir sürü korsanın saldırı girişimine maruz kalıyorlar. Bölümün en büyük aksiyon kısmını oralar kapsıyor. Sonrasından onlardan kurtulurken bir çok Storm Trooper’ın yardımını görmek bizde normalde alışmadığımız bir duyguyu yaşatıyor. İlk defa Storm Trooper’ları gördüğümüze seviniyoruz falan. İçeri giriyorlar herkes tebrik falan ediyor derken cihazı okuyacakları yerde bir teğmen gibi üst bir insanın varlığı bizimkileri rahatsız ediyor. Önce tutsak adam yüzünü okutup bilgileri alıcaktı ama o tanınırım diye yapamadı onun için Mando’muz gitti kaskını çıkarıp işi yaptı. Grogu için neredeyse bir sürü kişiye yüzünü göstermiş oldu. Bilgileri aldı tam gidicek o teğmen gelip ne ayaksın hallerinde rahatsız vericek şekilfe geliyor. Kimsin napıyorsun gibi gergin sorular karşında kalırkan tutsak gelip biraz muhabbeti kurtarıyor. Sonrasında teğmen siz ridoniumu kurtaran tek ekipsiniz gelin bir şeyler içelim yapıyor. Masada gergin muhabbetler sonrası tutsak silahı çekip vuruyor daha da dayanamayıp. Sonra herkes alarm olurken çatıdan plandaki gibi kaçıyorlar. Giderken ridoniumları da vurarak aslında tutsak güzel bir hareket yapıyor. Boba Fett çatıdan gemiyle onları alıp giderken peşlerinden gelen savaş gemilerine de sismik bombayı salarak yine görsel ve işitsel anlamda hoş bir sahneye açılıyorlar. Tutsak adamımızı da sonrasında bu iyiliği ve ridoniumu vurmasından ötürü salıyorlar. İlk sezon belki de en gıcık olduğumuz karakterin bu bölümde hoşumuza gidicek tonla hareket yapması da güzeldi.

Bu bölümde hiç Grogu’yu görmedik ve bundan da rahatsız olmadım çünkü sezonun ilk bölümlerinde resmen kızdıracak sevide gösteriyorlardı. Tatlı olduğundan okay güzel diyorduk ama ya yorulmuştuk biraz.

Önceki bölümle baya perperişan nolacağı konusunds umutsuz iken bu bölümle biraz daha umutlu olduk. Zaten bundan sonra bir bölüm kaldı Grogu’yu kurtarırlar mı emin değilim ama biraz 3. sezona heyecanlı bırakacaklardır. Kurtarılsa bile bir başka yönden korku ve bekleyiş aktarırlar. Benim düşünceme göre kurtarılmayacaktır ama sezon boyu gördüğümü diğer karakterlerle bir birleşim gibi bir bölüm olabilir ve kurtarma operasyonuna geçilebilir. Ama kurtarma başarılı gerçekleşmeyip bu olay kısmı daha gaz vericek bir şekilde bırakılabilir. Neyse 1 hafta bekleyip görücez artık.

Trajedi – Mandalorian Sezon 2 Bölüm 6 İnceleme

Bu ne güzel dolu dolu bir bölümdü ya. Her dakikasında ekrana saplanıp kaldığım ve hoş detayları olduğu gibi üzen kısımları da olan bir bölümdü. Geçen bölümün IMDb puanı 9.6 falandı en son gördüğümde bu bölüm de bir 9 rahat alır gibime geliyor.

Önceki bölümde Ahsoka’nın yönlendirmesi sonucu eski bir Jedi Temple’a yol alan ikilimizin gemideki hoş sohbeti ilerleyen dakikaları ipucu eden bir yönü vardı. Mandalorian’ımızın Grogu ile konuşması bir vedayı simgeliyordu ama bunu bir Jedi’ya teslim etme şekilde olacak gibi düşünüyordum ama Moff Gidion’ın da varlığını bilmek o konuda tedirgin eden de bir yönü vardı. Neyse gezegene inip o enerji bölgesine girdiklerinde Grogu’nun yanına bir kelebek geldi bu kelebek hatırladığım kadarıyla bir Jedi’ların mesaj yollamak amacıyla yaptığı bir yöntemdir. Ama mesajı veya Jedi’yı göremedik. Sonrasında enerji bölgesinde bir anda meditasyona geçen Grogu, belli bir güvenli alan oluşturdu. Bu sürede ne olduğunu pek anlamayan Mando’muz hemen peşlerinden bir geminin geldiğini gördü. Gelen kişi tabii önceki bölümlerde gördüğümüz Boba Fett’ten başkası değildi ve zırhını almak için gelmişti. Her ne kadar silahların çekildiği ve tehditlerin bulunduğu bir an olsa bile Boba’nın derdi kan dökmek değildi. Konuşarak bir anlaşmaya varmak için hazırlansalar bile peşlerinden yine hemen bir gemi daha indi ve bir anda bir grup Storm Trooper bölgeye giriş yaptı. Boba Fett ve önceki sezon öldüğünü sandığımız Fennec Shand (Boba onu kurtardığı için ona hizmet ediyor) birlikte askerleri durdurmaya çalışırken Mando’muz Grogu’yu alıp kaçmaya çalışıyor ama Grogu’nun içinde olduğu enerji duvarından geçemiyor. Diğer ikili aksiyonu bol ve heyecanlı savaş sekansları ile askerlerle savaşıyor. Bir süre sonra Babo, Razor Crest’in içinde zırhının olduğunu bilip gidip giyiniyor hemen. Zırhıyla daha iyi dövüşler yaparken özlediğimiz Boba Fett ekranlara geri dönüyor (Biraz şişman ve yaşlı olarak ama olsun). Askerler, bir süre sonra Mando’nun da savaşa girmesiyle artık pek dayanamayıp kaçıyorlar. Kaçarken gemilerini de Boba Fett vuruyor. Her şey bitmiş gibi gözükse de hiç bitmediğine o kadar emindim ki bir yerden Moff Gidion çıkar diye bekledim. Bu olmasa bile gökyüzünden gelen bir ışın ile Razor Crest yok oluyor ve ardından 4 tane DarkTrooper alana inip Grogu’yu kaçırıyor. (Grogu o kadar enerji gönderdikten sonra yorulup dinleniyordu).

Mando’muzun uzay gemisi gitti, Grogu’su gitti. Perişan halde gemi kalıntılarından Grogu’nun sevdiği vites topunu ve önceki bölümde kazandığı beskar mızrağını alıp Boba’nın yanına geliyor. Boba zırhının nesillerdir beri onun ailesinden olduğunu kanıtladıktan sonra “Anlaşma gereği çocuğun sağlığını koruyacağımızı söylemiştik o yüzden sana yardım edeceğiz” şeklinde karşılık veriyorlar. Yardıma katılacak bir ekibin olması ve Boba’yı daha çok göreceğimi duymak hoş bir şey. Onların yanına diğer kişiler de katılırsa çok güzel bir yöne doğru gideceklerdir. Ekipte Ahsoka hariç herkesi göreceğimizi düşünüyorum özellikle Bo Katan’ı çünkü DarkSaber’ın peşinde. Bunların dışında pek başka birileri gelir mi emin değilim ama bölümün sonunda Cara Dune’nun yanına bir hapishaneden adam almaya gitti Mandomuz. Sanki ilk sezon görmüştük o adamı ama güvenmek konusunda emin değilim. Ha bunların dışında ek olarak Ahsoka’nın derdi General Thrawn idi eğer o da bir yerden çıkıp bağlanırsa olaya onu da geri görebiliriz.

Bölümün sonunda Grogu’nun güçlerinin Storm Trooper boğacak kadar güçlü olduğunu görmek hoştu. Midichlorian için onu kullanacaklar belli ama bu olur mu nasıl olur onu bilmiyorum. Seri olarak en sonuncu üçlemeye bağlayacakları ile ilgili teoriler vardı ama bunu hiç istemiyorum. O serinin varlığının unutulması lazım ama illa bağlanacak gibi duruyor. Snoke’un doğuşunu ele alabilirler. Star Wars oldukça izlemeye mahkumuz ama güzel mantıklı olmasını isterim.

Mantıklı olmak derken aklıma geldi bu bölümde Mando’muz jetpackini çıkardı ama sonra niye giymedi hiç anlamıyorum o kadar yürüyerek in çık ne zahmet çekti o tepede. Oradaki bu mantıksızlık dikkatimi çekti ama umursamadım o kadar.

Ahsoka Tano – Mandalorian Sezon 2 Bölüm 5 İnceleme

Sezon boyunca yan görevlerle takıldıktan sonra bu bölüm en hoşuma giden senaryoya ve görüntüye sahip olandı. Dave Filoni‘nin yönettiği bu bölümle Star Wars ruhuna en uygun bölüm olmasıyla ve Ahsoka Tano’yu görmemizle o eski günlere resmen döndük.

George Lucas‘ın Star Wars’la çekmesinde Akira Kurosawa‘nın filmlerinin etkisini biliyoruz ve bu bölümle sanki o filmlerden birini izlediğimi tekrardan hissettim. Kurulan o ufak şehrin düzeni, kılıç oyunları, Mando’muzun Western tarzı halleri ile o hava çok iyi yansıtılmıştı. Kendi adıma görüntü ve ortam yaratımının en iyi olduğu bölüm diyebilirim.

Bunların dışında hikayeye gelirsek Ahsoka Tano bir köyü kötü bir kadının elinden kurtarmaya çalıştığı yalnız bir işin içinde. Mando’muz gezegene indirdiğinde ise o kötü kadınla ilk irtibatını kuruyor ve ondan Jedi’yı öldürmesi isteniyor. Tabii ne kadar niyetini belli etmese de biz biliyoruz ki verecekleri teklif ne olursa olsun bunu yapmayacak. Jedi’ya ulaşmak anlamında onlardan konun bilgilerini aldıktan sonra yola koyuluyor. Ahsoka ile karşılaşmaları tabii ki sakin olmuyor ama Bo Katan’ın ismi ve Baby Yoda ortamı sakinleştirici unsur oluyor. Ahsoka ilerleyen dakikalarda Baby Yoda’nın isminin aslında Grogu olduğunu öğreniyor ama onu Jedi eğitimini üstlenmekten biraz çekiniyor. Grogu ile Jedi testleri yapsa bile içerisindeki korkuyu hisseden Ahsoka, Anakin’in dönüştüğü hali hatırlayıp bu işten uzak durmayı planlıyor. Ama Mando’muzun aslında beni düşman olan kadın seni öldürmeye gönderdi demesi ile bir anlaşmaya varıp köyü kurtardıktan sonra bu işi düşüneceğini belirtiyor. Köyde geçen her dakika görüntü anlamında beni tatmin etti. Ahsoka’nın kadınla olan düellosu, Mando ile diğer bir adamın düello tarzı gerilimli duruşları falan izlemesi güzeldi. Uzun süre sonra güzel bir iki ışın kılıcı sesi duymak hoştu. Köy kurtarılıyor ama Ahsoka maalesef yine kabul etmiyor Grogu’yu eğitmeyi ama onu eski bir Jedi Temple olan Tython’a yönlendiriyor. Orada eğer enerjisini açarsa başka bir Jedi gelip eğitmek isteyebilir gibi bir düşüncesi var.

Bu bölümde diğer serilerle bağlayan bir kaç isim görmek güzeldi. Ahsoka’yı zaten bekliyorduk ama onu dışında Grand Amiral Thrawn’nın ismi geçti. Belki yine Ahsoka’yı görürsek oradan yine bir bağlantılar kurulabilir. Bu sezon bir sürü eski serilerden birilerinden ufak ufak bahsedilip gösteriliyor muhakkak hepsiyle ayrı bir senaryoya taşıncaktır. Bu konuda biraz heyecanlı ve meraklıyım. Onun dışında Grogu ile iletişim kuracak olan Jedi kim olacak? Bazı teorilerde Luke Skywalker ismi geçiyor ama pek sanmıyorum. Bundan önceki bölümde bir sahnede Snoke’un arka plan müziği duyulmuş belki o kısım ile de bağlantı kurulacak ise Luke mantıklı bir isim gibi ama yine de emin olamıyorum.

“Fear is the path to the dark side…fear leads to anger…anger leads to hate…hate leads to suffering.” – Master Yoda

Eski Dostlara Bir Merhaba – Mandalorian 2. Sezon 4. Bölüm İnceleme

Her hafta Ahsoka Tano’yu beklemekten yorulduğumuz ama her haftanın bölümleri ile yine keyif aldığımız dizi Mandalorian. Bu bölümde yine şüphelerimizin olmasına rağmen Ahsoka Tano’yu büyük oranda göreceğimizi düşünüyorduk. Ama dizi bizi eski dostlarımızın yanına götürmeyi onlara bir selam vermeyi tercih etti. Kötü mü oldu? Hayır aksine orada da şipşak bir gemi tamiri ve ufak bir görev ile tadında bıraktılar.

Mando’muzun gemisi asıl gitmesi gereken gezegene kadar gidemeyeceği için yol üzeri gezegendeki eski dostlarımız Cara Dune ve Greef Karga’nın yanına geldi. Orada gemisi tamir olurken ne yapıyorlar ne ediyorlar gibisine konuşmalara daldılar. Gezegenin belli bir kısmı kontrolleri altına almış olmalarına rağmen ufak bir tehditten bahsederken Baby Yoda’mızı da okula bıraktılar. Onun o sıralarda minik oturuşunu görmek çok güzeldi. Abur Cubur uğruna force falan da kullandı, hoştu. Neyse bizim Mando ve diğerleri düzen sağlamak adına baskına gittikleri mekandan önemli bilgiler edindiler. Moff Gidion’u onlar ölmüş biliyorlardı meğer öyle olmadığını anlayıp bir korku içine girdiler. Bir de oranın da değişik bilimsel deneylerin yapıldığı bir mekan olduğunu öğreniyorlar. Neyse işte orada işler bitip geri dönseler bile gemiyi tamire bıraktıkları adamlardan biri Moff Gidion’un takip edebilmesi için bir cihaz yerleştiriyor. Diğer bölümde Ahsoka’nın yanına giderken büyük bir sıkıntı olabilir ya da genel anlamda Jedi’ların da başını belaya sokacak bir duruma sürükleyebilir.

Dediğim gibi yine kötü bir bölüm değildi. Bu sezon hep sonraki bölüm için bir takım meraklar bırakarak ilerleyen bir yapıda geçiyor. Ama bu meraklarımız öyle büyük olmadığından o kadar alıştığımız tarzda da gelmiyor. Mini dizi zaten ve mini mini hikayesinde ilerliyor. İlk sezondan sonra bu sezon büyük çaplı şeylere direkt dalarlar diye endişeleniyordum ama böyle yapmayıp hala özünü korurken kendini geliştirmesi güzel.