The Hidden Fortress (1958) İnceleme

Akira Kurosawa’nın belki de başka bir dilde yeniden yapımı olmayan ama yine de birçok filme ilham olmuş bir filmidir. Özellikle Star Wars’un bu filmden baya etkilendiği kısımları görmemiz zor değildir. R2D2 ve C3PO karakterleri temelinde bu filmdeki Tahei ve Matakishi’dir. Bunun dışında tema ve anlatılan olayların benzerliği de paralel olarak gözlemlenebilir. Star Wars dışında Miyazaki’nin Princess Mononoke’sinde de bazı benzerlikleri hissetmekteyiz.

Kurosawa’nın tarzında genelde büyük oranda aksiyon ve western ögeleri içerir. Fakat bu film bu tarz aksiyondan parçalara sahip olsa bile daha çok macera ve komedi tarzında bir filmdir. Macera kısmını Prenses Yuki’nin klanının yok edilmesi ile kaçmaya çalışması ve yol üzerindeki olaylarla yaşamaktayız ama komedi unsurunu filminde merkezinde duran Tahei ve Matakishi ile almaktayız. Altın kazanma uğrunda yaptıkları salaklık ve açgözlülükler eğlenceli bir şekilde olmaktadır. Hatta Yuki ile beraber olma istekleri de zaten filmde bol bol gösteriliyor. Ne kadar bu kötü özelliklere sahip olsalar bile onlardan nefret etmiyoruz. Genelde işe yaramaz ve beceriksiz olmalarından dolayı çok ciddiye almıyor olabiliriz. Bu ikiliyi çıkardığımızda ama film çok klasik bir hikaye olarak kalıyor. Filmdeki ciddiyet bu eğlence ile birleşince çok hoş bir kontrast oluşuyor. Kurosawa hatta filmin sonuna doğru bu ciddiyet ve aksiyonu artırmıştır. Genelde Kurosawa’nın favori oyuncusu Toshiro Mifune bu kısımlarda göz önüne geliyor. Fakat filmde yine karizmatik ve önder rolde olmasına rağmen Tahei ve Matakishi kadar merkezdedir demek yanlış olur. Film bu aksiyon ve ciddiyetinden biraz mahrum gözüktüğü için çoğu kişi için Kurosawa’nın mükemmel filmlerinden biri olarak saymamaktadırlar. Farklı bir ton ve tarzı olduğundan böyle bir düşüncenin var olmasını yanlış buluyorum.

Dediğim gibi karakterlerin her biri çok özel ve çeşitliliği birleştiren yapıda. Prenses Yuki ve şiddetli sesi ile yerimizden sarsılırken Rokuotu ile olaydan kurtulmaya nasıl bir plan yapacağını merak ediyoruz. Ve tabii ki şapşal ikilimizin de bu esnada ne gibi bir problem ve eğlenceye makara olucağını bekliyoruz. Tüm bunların varlığı zaten filmin güzelliğine dokunan önemli detaylar. Bunlar varken görüntü ve görsel anlamda bir şey beklememize gerek kalmıyor desem bile o konuda da Kurosawa yapacağının fazlasını yapmıştır. Yeteri değeri görülmeyen bir film onun için izleyin, izlettirin.

Fena Duygulandım – Mandalorian 2. Sezon Final İnceleme

Bu bölümün güzelliğini hala sindiremedim ama yazmazsam olmaz bir bölümdü. Son Star Wars filmleri yani Sequeller olarak adlandırılan 7, 8 ve 9’uncu Star Wars bölümlerinden sonra markanın öldüğünü düşündüğüm bir döneme girmiştim ve tam o zamanlar Mandalorian beni bulmuştu, beni geri bu sevdaya düşürmüştü. Bu bölüm sonrası bu sevdanın doruklarına ulaştığımı, fena şekilde duygulandığını söyleyebilirim. Sezon boyunca kendisini iyi geliştirdiği ve Ahsoka Tano olsun, Bo Katan olsun diğer serilerdeki önemli insanlarla bizi yeniden birleştirmişti. Mükemmelliğine mükemmellik olarak daha ne katabilir derken bu bölümü izledim.

Önceki bölümle gemi bilgilerine ulaşan Mando’muzun ilk durağı Bo Katan’lar oldu, onlarla anlaşıp Grogu’yu kurtarma yoluna giriştiler. Ekip sayısındaki büyük artış ile güzel bir ana gemiye giriş taktiği yaptılar. Heyecanı ilk dakikasından itibaren eksik etmeden ilerledi ve ana gemi içinde daha da arttı. Mando’muz, Grogu’ya yönelirken 4’lü kadın grubumuzun hedefinde Moff Gideon vardı. Her ikisinin de aksiyon sahneleri bence en iyisinin de en iyisiydi. Mando’muzun Dark Trooper ile bol gerilimli kavgası ve hepsini uzaya salışı çok güzeldi. Diğer ekip de Moff Gideon’un aslında bulunması gereken yerde olmaması onları biraz tedirgin etti. Moff Gideon aslında Grogu’nun yanındaydı ve Mando’muz ile beraber o beskar mızrağını edindiğinden beri merakla beklediğimiz dövüşleri başladı. Çekişmeli kavganın ardından Moff Gideon esir alındı ve Bo Katan’ların oraya götürüldü. Moff Gideon ama tam bir Sith veya karanlık insan karakterinde yazılmış metni ile işleri kızıştırmaya çalıştı. Mando’muzun Dark Saber’ı Bo Katan’a uzatmasına rağmen dövüşle kazanılması gerektiğini söyleyip ikili arasında bir gerilim yaratmaya çalıştı. Bu gerilim cidden çok iyi verildi ve bir an bir şeyler ters gidecek diye bekledim. Ama beklenin tersinde başka bir yerden problem vuku etti ve o da Mando’nun uzaya saldığı Dark Trooper‘ların gemiye uçarak geri gelmeleri idi. Kapıya kadar gelip yumruklamaya başlayan Trooper’lar baya bölümü gerdi gerdiler. Zaten bu kadar kolay yok olmaları pek de mantıklı gelmemişti. İşte ne olacak ne bitecek diye beklerken bir X-wing, ana gemiye doğru yaklaştı. İçerisinde kim olduğunu pek göremesek bile Jedi olduğu belliydi. Dark Trooper‘ları tek tek egale ettiğini izlemek çok güzeldi. İzlerken bir çoğumuzun tahmin ettiği o insan en sonunda karşımıza çıktı. Ve Luke Skywalker içeriye girdi. Normalde Luke Skywalker haricinde bir Jedi’ın Grogu’ya ulaşmasını istiyor ve tahmin ediyordum ama onu görmek bende acayip derecede duygulanmamı sağladı. Grogu ilk başta onunla gitmek istemese bile Mando’nun onu ikna etmesi ile olaya biraz daha sıcak bakmaya başladı. Grogu, Mando’nun elinde iken kaskını çıkarıp onu görmek istedi bir de müzik çok duygusal ilerliyor iyice gözlerimden yaşlar geldi. Mando’muzun yüzünü açması ile bambaşka bir duyguya daha da yelken açtım. Sonrasında onu ikna edip yere koyup gitmesini beklerken R2-D2 içeri girdiği an ben daha da coştum bu bölüme. Luke Skywalker, Grogu’yu eline alıp giderken o ayrılığı izlemek çok farklı duygulara soktu. Nasıl anlatsam bilemiyorum. Çok güzel sahnelerin olduğu her türlü yerden beni etkileyen bir bölümdü.

Luke Skywalker’ı görmek beni her ne kadar mutlu etse bile bunu aslında hiç istemiyordum çünkü ilk defa asıl filmlerden uzak ama o evrende ufak bir hikaye anlatan kendi haliyle güzel bir dizi olarak görüyordum. Bunu kırmaları ve büyük bir kararla Luke’u göstermeleri cidden şaşırdığım bir şeydi ama bunun ilerleyen sezonda daha farklı ele almaya devam etmelerini hala istiyorum. Her şeye rağmen Luke’u görmek aşırı hoştu tabii.

Yeni sezonda neler olur ne biter hiç bilmiyorum. Bu Dark Saber işi nasıl olacak nasıl bir anlaşmaya varacaklar merak ediyorum. Kask takma geleneğini bile zamanla tarafların feshetmesiyle beraber buna da göz yummaları gerekli olur gibi geliyor. Moff Gideon’a ne olacak o da ayrı bir merak konusu. Her zaman tutsak kalmayıp bir yolunu bulup kaçıp yine ekibe musallat olacak bir kötü sonuçta. Bunun haricinde Ahsoka’yı gördüğümüz bölümle General Thrawn ismini işitmiştik bu yüzden onu görür müyüz ya da o mu kurtulmasına destek olur bilmiyorum. Ama Ahsoka ve Thrawn’ı da göreceğimi umuyorum. Boba Fett’in de ayrı bir dizisi geleceğini duyurdular bölümün bitişi ile onlardan ayrılıp onun maceralarını da ayrı bir dizi kapsamında izleyeceğiz. Bu da çok güzel bir haber. Ve en önemlisi Grogu’nun eğitimi ve sonraki yaşantısı hakkında neler olacak bunlar hep bilinmezlik içerisinde. Ben hala Grogu’nun kötü tarafa kaymaya müsait bir konumda olduğunu düşünüyorum. Anakin’in annesine olan sevgisi ve ondan ayrılması sonucu her şeyini kaybedeceğinden korktuğu için böyle bir yola girmişti. Bu dizide de Grogu ile Mando arasında çok büyük bir sevgi ve bağ kurdular. Bu bağ Jedi eğitimleri için çok riskli bir konumda olduğu aşikar. Bunun yanında bu bölümde Moff Gideon’un, Grogu için “Güce denge getirebilecek kadar güçlü.” ithamı ile yine Anakin tarzı bir hikayeye zemin hazırlıyor gibi geldiler. Neyse yazdıkça bitmiyor bunlar, beklemekten başka yapacağımız bir şey yok.

May the Force be with you

Mandalorian 2. Sezon 7. Bölüm İnceleme

Bu haftaki bölümün ismi “The Believer” idi ve aynı isminde olduğu gibi bize Grogu’yu bulma yolunda bir inanç verdi. Mando’nun Grogu’ya duyduğu sevgi ve onun için ne denli fedakarlık yapabileceğini izlediğimiz bir bölümdü.

Önceki bölümde hapishaneden yanına aldığı adamla Moff Gideon’un gemisinin yerini tespit etmeyi planlıyorlardı. O tutsak zaten ilk sezonda bir bölümde gördüğümü hatırlıyordum ama bu bölümün başında iyice emin oldurttular. Mandalorian’ın en sevdiğim yanı da önce gereksiz gibi göründüğü bölümlerin sonradan içini doldurabilmesi ve Star Wars için bir katman oluşturabilmesidir. Neyse ekip toplanıp en yakındaki bir İmparatorluk bilgisayarından bilgileri elde etmeyi planlıyorlar ve onun için bir gezegendeki üste girme planı yapıyorlar. Ridonium taşıyan kamyonlardaki askerlerin yerini alıp içeri girmeyi hedefliyorlar. Kıyafet değiştirdiği için tutsak adam Mando ile bol bol kafalığını çıkarması ile ilgili muhabbetlere giriyor. O muhabbetlerden çok rahat anlaşılıyor ki bölümün bir yerinde Mando’muzun yüzü yeniden gözükecek. Neyse yolda ilerlerken bir sürü korsanın saldırı girişimine maruz kalıyorlar. Bölümün en büyük aksiyon kısmını oralar kapsıyor. Sonrasından onlardan kurtulurken bir çok Storm Trooper’ın yardımını görmek bizde normalde alışmadığımız bir duyguyu yaşatıyor. İlk defa Storm Trooper’ları gördüğümüze seviniyoruz falan. İçeri giriyorlar herkes tebrik falan ediyor derken cihazı okuyacakları yerde bir teğmen gibi üst bir insanın varlığı bizimkileri rahatsız ediyor. Önce tutsak adam yüzünü okutup bilgileri alıcaktı ama o tanınırım diye yapamadı onun için Mando’muz gitti kaskını çıkarıp işi yaptı. Grogu için neredeyse bir sürü kişiye yüzünü göstermiş oldu. Bilgileri aldı tam gidicek o teğmen gelip ne ayaksın hallerinde rahatsız vericek şekilfe geliyor. Kimsin napıyorsun gibi gergin sorular karşında kalırkan tutsak gelip biraz muhabbeti kurtarıyor. Sonrasında teğmen siz ridoniumu kurtaran tek ekipsiniz gelin bir şeyler içelim yapıyor. Masada gergin muhabbetler sonrası tutsak silahı çekip vuruyor daha da dayanamayıp. Sonra herkes alarm olurken çatıdan plandaki gibi kaçıyorlar. Giderken ridoniumları da vurarak aslında tutsak güzel bir hareket yapıyor. Boba Fett çatıdan gemiyle onları alıp giderken peşlerinden gelen savaş gemilerine de sismik bombayı salarak yine görsel ve işitsel anlamda hoş bir sahneye açılıyorlar. Tutsak adamımızı da sonrasında bu iyiliği ve ridoniumu vurmasından ötürü salıyorlar. İlk sezon belki de en gıcık olduğumuz karakterin bu bölümde hoşumuza gidicek tonla hareket yapması da güzeldi.

Bu bölümde hiç Grogu’yu görmedik ve bundan da rahatsız olmadım çünkü sezonun ilk bölümlerinde resmen kızdıracak sevide gösteriyorlardı. Tatlı olduğundan okay güzel diyorduk ama ya yorulmuştuk biraz.

Önceki bölümle baya perperişan nolacağı konusunds umutsuz iken bu bölümle biraz daha umutlu olduk. Zaten bundan sonra bir bölüm kaldı Grogu’yu kurtarırlar mı emin değilim ama biraz 3. sezona heyecanlı bırakacaklardır. Kurtarılsa bile bir başka yönden korku ve bekleyiş aktarırlar. Benim düşünceme göre kurtarılmayacaktır ama sezon boyu gördüğümü diğer karakterlerle bir birleşim gibi bir bölüm olabilir ve kurtarma operasyonuna geçilebilir. Ama kurtarma başarılı gerçekleşmeyip bu olay kısmı daha gaz vericek bir şekilde bırakılabilir. Neyse 1 hafta bekleyip görücez artık.

Trajedi – Mandalorian Sezon 2 Bölüm 6 İnceleme

Bu ne güzel dolu dolu bir bölümdü ya. Her dakikasında ekrana saplanıp kaldığım ve hoş detayları olduğu gibi üzen kısımları da olan bir bölümdü. Geçen bölümün IMDb puanı 9.6 falandı en son gördüğümde bu bölüm de bir 9 rahat alır gibime geliyor.

Önceki bölümde Ahsoka’nın yönlendirmesi sonucu eski bir Jedi Temple’a yol alan ikilimizin gemideki hoş sohbeti ilerleyen dakikaları ipucu eden bir yönü vardı. Mandalorian’ımızın Grogu ile konuşması bir vedayı simgeliyordu ama bunu bir Jedi’ya teslim etme şekilde olacak gibi düşünüyordum ama Moff Gidion’ın da varlığını bilmek o konuda tedirgin eden de bir yönü vardı. Neyse gezegene inip o enerji bölgesine girdiklerinde Grogu’nun yanına bir kelebek geldi bu kelebek hatırladığım kadarıyla bir Jedi’ların mesaj yollamak amacıyla yaptığı bir yöntemdir. Ama mesajı veya Jedi’yı göremedik. Sonrasında enerji bölgesinde bir anda meditasyona geçen Grogu, belli bir güvenli alan oluşturdu. Bu sürede ne olduğunu pek anlamayan Mando’muz hemen peşlerinden bir geminin geldiğini gördü. Gelen kişi tabii önceki bölümlerde gördüğümüz Boba Fett’ten başkası değildi ve zırhını almak için gelmişti. Her ne kadar silahların çekildiği ve tehditlerin bulunduğu bir an olsa bile Boba’nın derdi kan dökmek değildi. Konuşarak bir anlaşmaya varmak için hazırlansalar bile peşlerinden yine hemen bir gemi daha indi ve bir anda bir grup Storm Trooper bölgeye giriş yaptı. Boba Fett ve önceki sezon öldüğünü sandığımız Fennec Shand (Boba onu kurtardığı için ona hizmet ediyor) birlikte askerleri durdurmaya çalışırken Mando’muz Grogu’yu alıp kaçmaya çalışıyor ama Grogu’nun içinde olduğu enerji duvarından geçemiyor. Diğer ikili aksiyonu bol ve heyecanlı savaş sekansları ile askerlerle savaşıyor. Bir süre sonra Babo, Razor Crest’in içinde zırhının olduğunu bilip gidip giyiniyor hemen. Zırhıyla daha iyi dövüşler yaparken özlediğimiz Boba Fett ekranlara geri dönüyor (Biraz şişman ve yaşlı olarak ama olsun). Askerler, bir süre sonra Mando’nun da savaşa girmesiyle artık pek dayanamayıp kaçıyorlar. Kaçarken gemilerini de Boba Fett vuruyor. Her şey bitmiş gibi gözükse de hiç bitmediğine o kadar emindim ki bir yerden Moff Gidion çıkar diye bekledim. Bu olmasa bile gökyüzünden gelen bir ışın ile Razor Crest yok oluyor ve ardından 4 tane DarkTrooper alana inip Grogu’yu kaçırıyor. (Grogu o kadar enerji gönderdikten sonra yorulup dinleniyordu).

Mando’muzun uzay gemisi gitti, Grogu’su gitti. Perişan halde gemi kalıntılarından Grogu’nun sevdiği vites topunu ve önceki bölümde kazandığı beskar mızrağını alıp Boba’nın yanına geliyor. Boba zırhının nesillerdir beri onun ailesinden olduğunu kanıtladıktan sonra “Anlaşma gereği çocuğun sağlığını koruyacağımızı söylemiştik o yüzden sana yardım edeceğiz” şeklinde karşılık veriyorlar. Yardıma katılacak bir ekibin olması ve Boba’yı daha çok göreceğimi duymak hoş bir şey. Onların yanına diğer kişiler de katılırsa çok güzel bir yöne doğru gideceklerdir. Ekipte Ahsoka hariç herkesi göreceğimizi düşünüyorum özellikle Bo Katan’ı çünkü DarkSaber’ın peşinde. Bunların dışında pek başka birileri gelir mi emin değilim ama bölümün sonunda Cara Dune’nun yanına bir hapishaneden adam almaya gitti Mandomuz. Sanki ilk sezon görmüştük o adamı ama güvenmek konusunda emin değilim. Ha bunların dışında ek olarak Ahsoka’nın derdi General Thrawn idi eğer o da bir yerden çıkıp bağlanırsa olaya onu da geri görebiliriz.

Bölümün sonunda Grogu’nun güçlerinin Storm Trooper boğacak kadar güçlü olduğunu görmek hoştu. Midichlorian için onu kullanacaklar belli ama bu olur mu nasıl olur onu bilmiyorum. Seri olarak en sonuncu üçlemeye bağlayacakları ile ilgili teoriler vardı ama bunu hiç istemiyorum. O serinin varlığının unutulması lazım ama illa bağlanacak gibi duruyor. Snoke’un doğuşunu ele alabilirler. Star Wars oldukça izlemeye mahkumuz ama güzel mantıklı olmasını isterim.

Mantıklı olmak derken aklıma geldi bu bölümde Mando’muz jetpackini çıkardı ama sonra niye giymedi hiç anlamıyorum o kadar yürüyerek in çık ne zahmet çekti o tepede. Oradaki bu mantıksızlık dikkatimi çekti ama umursamadım o kadar.

Ahsoka Tano – Mandalorian Sezon 2 Bölüm 5 İnceleme

Sezon boyunca yan görevlerle takıldıktan sonra bu bölüm en hoşuma giden senaryoya ve görüntüye sahip olandı. Dave Filoni‘nin yönettiği bu bölümle Star Wars ruhuna en uygun bölüm olmasıyla ve Ahsoka Tano’yu görmemizle o eski günlere resmen döndük.

George Lucas‘ın Star Wars’la çekmesinde Akira Kurosawa‘nın filmlerinin etkisini biliyoruz ve bu bölümle sanki o filmlerden birini izlediğimi tekrardan hissettim. Kurulan o ufak şehrin düzeni, kılıç oyunları, Mando’muzun Western tarzı halleri ile o hava çok iyi yansıtılmıştı. Kendi adıma görüntü ve ortam yaratımının en iyi olduğu bölüm diyebilirim.

Bunların dışında hikayeye gelirsek Ahsoka Tano bir köyü kötü bir kadının elinden kurtarmaya çalıştığı yalnız bir işin içinde. Mando’muz gezegene indirdiğinde ise o kötü kadınla ilk irtibatını kuruyor ve ondan Jedi’yı öldürmesi isteniyor. Tabii ne kadar niyetini belli etmese de biz biliyoruz ki verecekleri teklif ne olursa olsun bunu yapmayacak. Jedi’ya ulaşmak anlamında onlardan konun bilgilerini aldıktan sonra yola koyuluyor. Ahsoka ile karşılaşmaları tabii ki sakin olmuyor ama Bo Katan’ın ismi ve Baby Yoda ortamı sakinleştirici unsur oluyor. Ahsoka ilerleyen dakikalarda Baby Yoda’nın isminin aslında Grogu olduğunu öğreniyor ama onu Jedi eğitimini üstlenmekten biraz çekiniyor. Grogu ile Jedi testleri yapsa bile içerisindeki korkuyu hisseden Ahsoka, Anakin’in dönüştüğü hali hatırlayıp bu işten uzak durmayı planlıyor. Ama Mando’muzun aslında beni düşman olan kadın seni öldürmeye gönderdi demesi ile bir anlaşmaya varıp köyü kurtardıktan sonra bu işi düşüneceğini belirtiyor. Köyde geçen her dakika görüntü anlamında beni tatmin etti. Ahsoka’nın kadınla olan düellosu, Mando ile diğer bir adamın düello tarzı gerilimli duruşları falan izlemesi güzeldi. Uzun süre sonra güzel bir iki ışın kılıcı sesi duymak hoştu. Köy kurtarılıyor ama Ahsoka maalesef yine kabul etmiyor Grogu’yu eğitmeyi ama onu eski bir Jedi Temple olan Tython’a yönlendiriyor. Orada eğer enerjisini açarsa başka bir Jedi gelip eğitmek isteyebilir gibi bir düşüncesi var.

Bu bölümde diğer serilerle bağlayan bir kaç isim görmek güzeldi. Ahsoka’yı zaten bekliyorduk ama onu dışında Grand Amiral Thrawn’nın ismi geçti. Belki yine Ahsoka’yı görürsek oradan yine bir bağlantılar kurulabilir. Bu sezon bir sürü eski serilerden birilerinden ufak ufak bahsedilip gösteriliyor muhakkak hepsiyle ayrı bir senaryoya taşıncaktır. Bu konuda biraz heyecanlı ve meraklıyım. Onun dışında Grogu ile iletişim kuracak olan Jedi kim olacak? Bazı teorilerde Luke Skywalker ismi geçiyor ama pek sanmıyorum. Bundan önceki bölümde bir sahnede Snoke’un arka plan müziği duyulmuş belki o kısım ile de bağlantı kurulacak ise Luke mantıklı bir isim gibi ama yine de emin olamıyorum.

“Fear is the path to the dark side…fear leads to anger…anger leads to hate…hate leads to suffering.” – Master Yoda

Eski Dostlara Bir Merhaba – Mandalorian 2. Sezon 4. Bölüm İnceleme

Her hafta Ahsoka Tano’yu beklemekten yorulduğumuz ama her haftanın bölümleri ile yine keyif aldığımız dizi Mandalorian. Bu bölümde yine şüphelerimizin olmasına rağmen Ahsoka Tano’yu büyük oranda göreceğimizi düşünüyorduk. Ama dizi bizi eski dostlarımızın yanına götürmeyi onlara bir selam vermeyi tercih etti. Kötü mü oldu? Hayır aksine orada da şipşak bir gemi tamiri ve ufak bir görev ile tadında bıraktılar.

Mando’muzun gemisi asıl gitmesi gereken gezegene kadar gidemeyeceği için yol üzeri gezegendeki eski dostlarımız Cara Dune ve Greef Karga’nın yanına geldi. Orada gemisi tamir olurken ne yapıyorlar ne ediyorlar gibisine konuşmalara daldılar. Gezegenin belli bir kısmı kontrolleri altına almış olmalarına rağmen ufak bir tehditten bahsederken Baby Yoda’mızı da okula bıraktılar. Onun o sıralarda minik oturuşunu görmek çok güzeldi. Abur Cubur uğruna force falan da kullandı, hoştu. Neyse bizim Mando ve diğerleri düzen sağlamak adına baskına gittikleri mekandan önemli bilgiler edindiler. Moff Gidion’u onlar ölmüş biliyorlardı meğer öyle olmadığını anlayıp bir korku içine girdiler. Bir de oranın da değişik bilimsel deneylerin yapıldığı bir mekan olduğunu öğreniyorlar. Neyse işte orada işler bitip geri dönseler bile gemiyi tamire bıraktıkları adamlardan biri Moff Gidion’un takip edebilmesi için bir cihaz yerleştiriyor. Diğer bölümde Ahsoka’nın yanına giderken büyük bir sıkıntı olabilir ya da genel anlamda Jedi’ların da başını belaya sokacak bir duruma sürükleyebilir.

Dediğim gibi yine kötü bir bölüm değildi. Bu sezon hep sonraki bölüm için bir takım meraklar bırakarak ilerleyen bir yapıda geçiyor. Ama bu meraklarımız öyle büyük olmadığından o kadar alıştığımız tarzda da gelmiyor. Mini dizi zaten ve mini mini hikayesinde ilerliyor. İlk sezondan sonra bu sezon büyük çaplı şeylere direkt dalarlar diye endişeleniyordum ama böyle yapmayıp hala özünü korurken kendini geliştirmesi güzel.

Mandalorian 2. Sezon 3. Bölüm İnceleme

Eveeet, bir haftalık aradan sonra yine sevgili Mandalorian dizimiz geldi. Ve bu bölümle asıl bağlanacağı olaya doğru biraz yönelmesini gördük. Siyah ışın kılıcından bahsedildi, Baby Yoda’nın gitmesi gereken Jedi yani Ashoka Tano’nun ismi geçti ve Clone Wars animasyon serilerinden birçoğumuzun tanıdığı Bo-Katan Kryze bizlerleydi. Bunların hepsini böyle sıralayınca çok büyük bir bölüm olduğu beklense bile yine yan bölüm gibiydi.

Mando’muz uzun uçuşu sonrası şoförlük yaptığı Frog Lady ve yumurtalarını evine ulaştırdı. Sonrasında oranın yerli halkından aldığı bilgiler doğrultusunda bir gemi ile türünün izine düştü. Ama ne yazık ki yol aldıkları gemi bir tuzakmış. İşte ufak aksiyonlar sonucu ikilimizi Mandalorian’lar kurtarmaya geliyor. Ama sonrasında bunların biraz farklı Mandalorian olduklarını öğreniyoruz. Kafalıklarını çıkardıkları gibi Mando’muzun onlara görüşü değişiyor. Ama kafalığın altındaki Bo-Katan ismini görünce heyecanlanıyoruz. Bir takım olaylardan sonra onlarla anlaşıp yardım karşılığı Jedi konumu öğrenmeyi kabul ediyor. Bir askeri gemiden silah kaçırma işine girişiyorlar ve işte yine baş kötümüz Moff Gideon’u (Giancarlo Esposito) hologramda görüyoruz ve dark saber’ın Bo-Katan tarafından da istenilen bir şey olduğunu görüyoruz. Bu konuda hikaye yine birbirleri ile birleşeceği bir konumda olacağı çok bellidir.

Her ne kadar son kısımda Ashoka Tano ismini duysak bile sonraki bölümde görüp göremeyeceğimiz hala tam kesin değil. Star Wars açlığımızı besleyen her şeye sahip olsa bile Ashoka Tano’ya ne kadar hızlı ulaşırlarsa o kadar sevineceğim bir dizi olur. Star Wars ruhunu her bölümde izlemesi güzel olsa bile daha fazlasını beklediğimiz bölümler sonucu ufak ufak hayal kırıklıklarımız oluşuyor.

Bu sezonun ilk sezona göre daha iyi olduğu kısım ise karakterlerin ilerde bir bağının olacağını tahmin edebiliyor olmamız. Yoksa yine ilk sezon gibi ufak görevlerden görevlere giden bir storyline’dayız. Bu bölümü de böyle atlattıktan sonra ileriki haftanın bölümünü daha merakla bekliyoruz.

Baby Yoda ve Yemek Aşkı – Mandalorian 2. Sezon 2. Bölüm İnceleme

İlk bölümdeki yan görev tadındaki kısmın hemen devamında yine yollarda olan Mando’muzun başına yolda ufak bir problem geldikten sonra geri Tattoine’deki ablamızın yanına döndü. Ufak muhabbetlerden sonra yine bir Mandalorian’ların izi hakkında bilgi aldı. Bu bilgi gemisine aldığı anne ve yumurtalarını evine götürdüğünde asıl gizemini bozucaktı. Gemide nesli tükenecek yumurtaları taşımanın getirdiği Hyperspace yapamamanın sonucu peşine galaxy polisi düşer. Tüm bu koşuşturmanın sonucunda gemiyi buzlu bir mağaraya düşürür. Sonrasında bu mağaranın bir örümcek yuvası olduğunu farketmek iyi sonuçlanmaz.

Bu bölüm de bizi çok ileriye götüren tarzda bilgileri yoktu ya da şuanlık öyle gözüküyor. Mando yine istemediği bir macera içinde buldu kendisini. Tarz olarak Alien filmine benzemesi de birçok kişi tarafından hemen farkedildi.

İlk sezon sonrası The Child (Baby Yoda) düşkünlüğü bu sezon gözümüze gözümüze sokularak yapılıyor. Hem aşırı tatlı oluşu bol bol görmeyi seviyoruz ama bu kadar fazla olması da ufaktan düşündürüyor.

Bu sezon gelmeden önce bol bol Boba Fett ve Ashoka Tano’nun olacağından bahsedilmişti. Hadi ilk bölümde Boba Fett’i hissettirdiler ama bu bölümde onlar da yoktu. İlerleyen bölümlere bekleniyorlar artık ne diyelim.

Benim için hiç bir Mandalorian bölümü kötü gelmiyor bu da aynı şekilde iyi geldi. Ama bir yete varıyor mu şimdilik bilemeyiz gibi. Ve bir yere varması da gerekmez sanki yine kaliteli bir bölüm olduğundan mutluyum bu yetiyor.

Hasret Sona Erdi – Mandalorian 2. Sezon 1. Bölüm İnceleme

Bir yıl aradan sonra torunun bayram ziyaretime gelmiş gibi hissettiğim bir bölümle Mandalorian ikinci sezonuna başladı. The Child’ın (Baby Yoda) yine buruşuk ama bir o kadar tatlı yüzünü görmek mutlu etti. Bol bol minnoş tavırlarıyla yine izlemesinin en keyifli olduğu anları bize ulaştırdı.

Yeni Star Wars yapımları arasında kendisine ve evrenine en saygılı yapım olarak gördüğüm Mandalorian, bu yeni bölümünde de ufak bir macerayla hoş bir bölüm sundu. Star Wars’un asıl etkilendiği western filmleri havasında bir senaryosuyla güzel bir bölümdü. The Child’ın türünü bulma yolunda olan Mando’muzun karşısına yine yan görev diye adlandırılabilen bir sorun çıktı. Bu konuda geleneklerine duyduğu saygı ve görev ruhu ile Şerif’in giydiği mandalorian zırhını alması gerekti. Bu zırh asıl seriden de bildiğimiz Boba Fett’in giydiği zırhtır. Ufak bir western tarzı düelloya doğru giden konuşma en sonunda başka bir anlaşmaya varıyor. Kasabaya bir kum ejderhasının saldırdığını görüyoruz ve Şerif bu konuda yardım ederse zırhı vereceğinden bahsediyor. Bölümün ilerleyen safhalarında Tusken Raider’ların yardımı ile o kum ejderhasından kurtulmalarını izliyoruz.

İlk sezonun sonunda gördüğümüz o siyah ışın kılıcı ve The Child’ın türünü bulma konusunda bir gelişmenin olmadığı ama ilk sezondaki Mandalorian havasında her bölümde ayrı bir problemle karşılaşıp onunla uğraşılan bir bölümdü. Başta saydığın konularda bir gelişme bekleyenler için iyi bir haber olmasa bile genel itibariyle seriye uygun bir bölümdü. Biraz daha yeni gördüğümüz karakterlerin derinlemesine inen, Boba Fett’in zırhının akıbeti hakkında bir detaya girilmiştir. Ama şaşırtıcı bir şekilde Boba Fett’i de son sahnede gösterdiler. Filmlerde Sarlacc çukuruna düştüğünü gördüğümüz Boba Fett canlı bir halde görülüyor ve bu da aklımıza bir takım sorular ve meraklar saplıyor. Büyük ihtimaller Mando ile Fett’in karşılaşmasını göreceğiz bu sezon içerisinde ama nasıl olur bilmiyoruz ve nasıl bir gelişim gösterilir emin değilim. Bunun dışında sıkıcı bir bölüm olmamakla beraber sezonun ilk bölümüne yakışır güzel bir bölümdü.